Değerler ve ideallerimiz birer kutup yıldızı gibidir.
Ellerimizle tutamasak da bizler için yön tayin edici, yol göstericidirler.
İdealler bir değer üzerinde yürürken, değerlerde bir davayı ete kemiğe büründürmesiyle kıymetlidir. Dava ise hedefe varılan son menzildir.
Dava, insanlık için sahiplenilip, savunulan bir fikriyattır. Bir tefekkürdür.
İktidar veya muhalefet fark etmez eğer gerçek bir davanın sahibiyseniz size toplumsal bir karşılık kazandırır.
‘’Dava-değer’’ bütünleşmesinde dava kişilere toplumsal bir değer kazandırırken kazanılan kişisel değerde davayı toplum önünde büyütür, yüceleştirir. Biri diğerinin bütünleyici parçasıdır.
Dolayısıyla bir dava sahibi olduğunuzu iddia ediyorsanız öncelikle bu ‘’ahlak ve edep’’ sahibi olmayı gerektirir.
Bunun siyasetteki karşılığı ise ‘’ siyasal ahlak veya siyasal edeptir’’
Son aylarda ülke siyaseti, ana muhalefetin hemen her türlü kirli operasyonlarına tanıklık etti ancak genel başkan Özgür Özel’in siyasal edepten yoksun ‘’ küfür seremonisine’’ tanıklık etmemişti.
Düşünebiliyor musunuz bir genel başkan çıkıyor partisinden istifa eden Ankara/Keçiören belediye başkanı Mesut Özarslan’a ağza alınmayacak küfürlü yazışmalar yapıyor ve yaptığının yanlış olduğunu anlayınca da anında siliyor.
Siyaset üretemeyen ana muhalefet küfür üretmede oldukça mahir ayrıca siyasette yaşattığı seviye düşüklüğü hat safhada…
İşin enteresan tarafı bu küfür hadisesi parti yönetimi tarafından o kadar içselleştirilmiş ki çıkıp birisi bu edepsizliği yumuşatmak yerine ‘’ağzına sağlık’’ minvalinde bu edepsizliğe destek verebiliyor.
Gerçekten şaka gibi…
Ülkenin en köklü partisinin genel başkanı çıkıp hoşuna gitmeyen bir vaka karşısında birine ağıza alınmayacak küfürler sarf edebiliyor.
Siyasette özellikle genel başkansanız öncelikle nefsi arzu ve heveslerinize yeri geldiğinde hoşunuza gitmese de ağzınıza kelepçe vurmak zorundasınız.
Dolayısıyla siyasal zeminde ‘’ militanvari’’ siyaset ile kişiliği küçültmemek veya pespayeliğe dönük ‘’ enfekte siyasete’’ alan açmamak buna tevessül etmemek gerekir.
Veya ‘’politik rövanşizim’’ veya ‘’ politik restleşme’’adına belli suni gündemlerle ‘’siyasal ahlakı’’ yapay bir mecraya hapsederek siyasal ikbal uğruna bir siyasal zemin hazırlanmaya çalışmamak gerekir.
Zira siyasal hedefler ‘’makyavelizm’’in’ güzergahında ‘‘amaca ulaşmak için her yolu meşru görerek’ değil, hedeflenen amaca matuf meşru değerleri; meşru zeminde yaşayarak hatta yaşatarak her daim bunlara sahip çıkılarak gerçekleştirilebilir.
Bugün ana muhalefetin politik ahlak çıkmazı her yolu mubah gören, siyasal ahlakla çelişebildiği gibi bu milletin genetiğindeki farklı doku uyuşmazlığını da içeren bir boyut taşıyor.
Eğer siyaset belli değer, ahlak ve ilkeler için yapılıyorsa ki olması gereken siyaset tarzı bu, siyaset ahlakı gibi değerler üzerinde yükselmesidir.
Zira siyasette mesafe almak adına; toplumsal ve siyasal edebi yok sayarak hedef koymak sadece siyasal ahlakı yozlaştırmaz aynı zamanda toplumsal ahlakı da yozlaştırır, yok eder.
Dolayısıyla fikri değerlerin siyasal ahlak zemininde bir alan tanımlaması ancak, halkın tercihinin gereği demokratik meşru yönetsel değerlere, kurumsal kazanımlara, toplumsal değerlere, halkın taleplerine toplumsal ve siyasal edep ile saygı gösterilerek gerçekleştirilebilir.
Ekrem İmamoğlu’nun gölge ve güdümünde rüştünü ispat etmeye çalışan ana muhalefet genel başkanı Özgür Özel, sığ siyasi hedefler ile yol almaya çalışırken bunu işe yarar ciddi projelerle değil sağa sola sataşarak ona buna küfrederek gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Bu politikada bir nevi siyasal minyatürleşmedir.
Böyle Belediye Başkanlarına Tasfiye Yolu Açılmalıdır…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.