Piranalar ‘’avın bol’’ olduğu Amazon gibi serin ve derin su kitlelerini sever.
Ve Piranaların en bilinen özelliği köpekbalığı ve timsah kadar güçlü dişlere sahip olmasıdır.
Öyle ki Charles Darwin’in varisi olarak da adlandırılan ünlü doğa bilimci Prof. Dr. Edward Osborne Wilson, Piranaların özelliği ile ilgili olarak: ‘’ vücut ağırlığının bin katı ağırlığındaki avını, testere gibi keskin dişleriyle 5 dakika gibi kısa bir süre içinde iskelete çevirme becerisine sahip olduğunu ve en mutlu olduğu anın avını parçalarken Amazon’un derin ve serin sularına karışan sevinç çığlıklarının vücudunda hissettirdiği mutluluk salgısı olduğunu’’ ifade etmiştir.
İşin enteresan tarafı benim gibi coğrafya cahilleri Pirana’ların sadece Amazon ormanlarının derin ve soğuk sularında yaşadığını derin ve serin suların yağlı ve semiz balıklarıyla beslendiğini sanırdık. Meğerse Güney Amerika’nın Amazon ormanlarına 10 binlerce kilometre uzaklıkta olan Karadeniz ve Marmara’nın veya İstanbul boğazının derin ve serin sularında da avını tek hamlede yakalayıp o keskin dişleriyle parçalayan avcı Pirana’lar yaşarmış.
İki Pirana cinsi arasındaki fark nedir derseniz, Amazon Pirana’ları yedikleri avın verdiği mutluluk salgısıyla sevinç çığlıkları atarken bizim Pirana’lar enselenmeleri nedeniyle yıllarca yatacakları cezaevi günleri için imdat çığlıkları atıyor olmasıdır.
Bizim Piranalar derken kastettiğim Beylikdüzü’nden İstanbul’a süregelen düzeneğin müdavimleri Pirana Ekrem ve tutuklanan avenelerinden bahsediyorum.
Aslında bunların bu feryatlarının arkasında şimdiye kadar elde edip tam olarak konforunu yaşayamadıkları vurgun düzeninden kalan sermaye birikimleri bir de Türkiye’yi ele geçirmeye ramak kala kaçırdıkları fırsatlar penceresi ve yakayı ele vermeleriyle içine düştükleri iç acınası durumun yaşattığı isyankarlıktır.
Büyük Pirana’nın en büyük hayali İstanbul’dan sonra 1 trilyon 400 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip Türkiye’yi parçalayıp yutmak için buna meşruiyet sağlayacak Cumhurbaşkanlığını elde etmekti.
Bir nevi 2023 seçimlerinde CHP eski genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun diretmesiyle kıl payı kaçırdığı ve 2028 için kesinleştirdiğini sandığı ekonomisini büyütmek için bir umut olarak düşündüğü cumhurbaşkanlığı ile gelecek olan fırsatlar kümesiydi.
Yani demem o ki ‘’İstanbul nimet nimet…’’ diyen Pirana Ekrem ve aveneleri; tüm bu fırsatlar penceresine bir adım yaklaşmışken kaçan bu büyük fırsatlara mı yansın yoksa rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma gibi suç iddiaları karşısında ceza alma risklerine mi veya siyasi bitişlerine mi yansın…
Gelinen noktada sözde uyanık geçinen İmamoğlu, safın önde gideni sözde uyanıklığın gerdan kıranıymış meğer.
Bir atasözümüz minareyi çalan kılıfı hazırlar der. Ancak bu zat ve aveneleri minareyi çalıyor çalmasına da kılıf siparişini minareyi çaldıktan sonra veriyor.
Burada muhtemelen İBB Başkanı ve gelecekte muhalefet kesiminin Cumhurbaşkanı adayı sıfatıyla ve dokunulmazlık algısıyla hareket ediliyor olmalı ki yapılmaya çalışılanlar birçok yerden açık verme zafiyetine kapı aralıyor.
Bazı şeylere şaşırmamak elde değil. Tüm bunlara bu yaşananlara değer mi diye. Ey İmamoğlu, sözde babadan, atadan öteden ailece müteahhit ve varlıklı adamsın!
Adama sorarlar… Ekonomik gücünüz yok mu ki siyasi hedefleriniz için illegal, sapak yollara sapar ona buna çökerek amacınıza bu yollardan mesafe almaya çalışırsınız?
Beylikdüzü’n de kurduğunuz mekanizmayı niçin İstanbul’a da uyarlamaya çalışır CB için kendi ekonominizi kullanmak yerine bir havuz sistemi kurarak İstanbul halkına hizmet için kullanmanız gereken belediye bütçesini, sözde fahiş kamu ihaleleri üzerinden belli bir kısmını belli kişiler aracılığı ile bu havuza aktarmayı uyanıklık sayarsınız?
Niçin belediyenin kamu gücünü kullanarak ‘’ deli Dumrul’’ misali belediye ile iş yapan müteahhitlere ruhsat, yapı kullanma izni, tadilat izni adı altında cizye atarsınız?
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi gibi Türkiye’deki herhangi bir üniversite ile denkliği olmayan sınavsız, parası olan her isteyenin istediği gibi girdiği bir ticari şirket üniversitesinden değil de denkliği olan Doğu Akdeniz Üniversitesi ismi kullanılarak Türkiye’nin %1’lik dilimle girilen en iyi üniversitelerinden İstanbul Üniversitesine yatay geçişle yüzbinlerce gencin hakkını ihlal ederek elde ettiğin ‘’usulsüz diplomayla’’ nasıl olurda bu ülkeyi yönetmeyi kendine bir hak görürsün?
Dünlerde ve bugün usulsüzlüklerle yüzbinlerce gencin hakkını yiyenin, İstanbullunun hizmet hakkını ihlal edenin yarın CB gibi tepedeki icra makamına gelindiğinde ülkeye neler yapabileceğini varın siz düşünün.
Dünyanın en kalabalık kentlerinden olan İstanbul’un ulaşım sorununun çözümü için İstanbul’lu metro gibi mega projeler beklerken, sosyal konut projeleri yerine para kuleleri kurar, vasat kent lokantaları projesiyle işi götürmeye belediye bütçesini iç etmeye çalışırsanız bunun hesabını günü geldiğinde elbet sorarlar.
Pirana Ekrem ve bu ‘’simbiyotik ilişkinin’’ aveneleri eğer birazcık akıllı olsaydı, peşinden koştukları CB adaylığı hedefinde tüm bu defolarının günün birinde önlerine konulacağını bilirler, Ekrem İmamoğlu için söylersek vasatlığı ile kendine yüz beden büyük cumhurbaşkanlığı elbisesini giymeye kalkmazdı.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Şimdi bu Piranalar kime haykırsınlar, kime diz vursunlar, kimlere çığlık atsınlar!
Kaçırdıkları 2028’deki Cumhurbaşkanlığı adaylığına mı yoksa iddiaların somutlaşması durumunda alacakları ceza, yıllarca yatacakları cezaevi günlerine mi?
Sürücüsüz Otonom Arabalara Hazır mıyız?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.