a

Olmaz Böyle Adalet!

Dün Ahmet Minguzzi ve Hakan Çakır bugün Atlas Çağlayan yarın ise hangi fidanlarımız toprakla buluşacak bunu bilemiyoruz…

Bu fidan gibi gençler ki toprak yerine yükseklerde nice yüceliklerle buluşacak ülkesine keder değil kader ve katma değer üretecek gençlerimiz olacaktı.

Ama olmadı. Yine çığlıklarımız boş gürültülerin hoyratlığında kısıldı kaybolup gitti.

Ve onlar sadece annelerinin babalarının değil hepimizin bu ülkenin evlatlarıydı.

Maalesef sokaklarımız gelinen noktada ‘’öldürürken büyük, ceza alırken küçük canilerle’’ dolu…

14 yaşındaki sokak serserisi bir caninin pazardan paten almaya çalışan 15 yaşındaki Mattia Ahmet Mingüzi’yi hayattan kopardığı yetmiyormuş gibi yine 14 yaşında bir başka caninin bıçak darbeleriyle hayattan kopartılan anne ve kardeşini korumaya çalışan Hakan Çakır şimdide yan baktın, küfrettin klişesine sığınan 15 yaşındaki bir çocuk caninin hayattan kopardığı 17 yaşındaki Atlas Çağlayan cinayeti…

Bunlar sadece küçük bedenlere vurulan bıçak darbeleri değil toplumun vicdanına da vurulmuş bıçak darbeleridir.

Sokaklar sosyal medya paylaşımlarında ellerinde uzun namlulu tüfeklerle güç gösterisi yapan ve  gelecek inşa etmesini beklediğimiz gençliğin nasıl organize suç şebekelerinin oyuncağı haline getirildiğini gösteriyor.

Maalesef sokaklarımızda kendisi küçük gölgesi büyük karanlıklar kol geziyor.

O küçük bedenlerde gizlenmiş büyük suçlar, elinde bıçak, belinde silah dilinde ise küfür ve tehdit…

Gözlerinde ise cezasızlığın verdiği cesaretli bir özgüven…

Ve bu durum artık sadece ailelerin değil, bütün toplumun huzur ve güvenliğini tehdit eden bir mesele haline geldi.

Yaşadıklarımız sadece çocuklarımızın suça sürüklenmesi değil, artık suç örgütleri mafyalaşmış çetelerin tarafından sistemli bir biçimde suçun parçası haline getirilmesi söz konusu.

Düşünebiliyor musunuz? Daha 14–15 yaşındaki çocuklar mafyavari çetelerin tetikçileri, terör örgütlerinin taşeronları haline getiriliyor. Bu yaşananları görmezden gelmek, sadece bugünümüzü değil; geleceğimizi de karanlığa mahkûm etmek olacaktır.

Gelinen noktada suç örgütleri yaş küçüklüğünü kullanarak çocukları cezasızlık zırhı olarak kullanıyor. Bir çocuğun suç örgütleri tarafından birilerini sindirmek ve korkutmak maksatlı gönderilmesi hatta tetikçi olarak gönderilip işini bitirdikten sonra birkaç yıl sonra “deneyim kazanmış” bir suçlu olarak topluma geri dönüşü sadece hepimiz için bireysel bir dram değil aynı zamanda bir ulusal güvenlik sorunudur.

Eğer bu suç çeteleri kökünden temizlenmez ise ülkemiz bazı Güney Amerika ülkelerinin yaşadığı suç ve çeteleşme kabusuna sürüklenecektir.Artık burada devletin tam manasıyla bu meseleye el atması gerekiyor.

Zira son çeyrek asırdır terörle mücadelede, organize suç şebekelerini çökertmede gösterdiği kararlı duruş ortadadır.

Bugün de aynı kararlılıkla, emniyet güçlerimizin sahadaki mücadelesi, adaletin caydırıcı eli ve MİT’in stratejik istihbarat gücü bir araya getirildiğinde, bu suç çetelerinin çocuk istismarcıların kirli yapıların kökünü kazımak mümkün olacaktır.

MİT, Emniyet ve Adalet bu üç güç tam bir uyumla çalıştığında, sokaklarımızda suç değil; güven hüküm sürerken bu üçlü koordinasyon yalnızca faili değil, azmettirenleri, yönlendirenleri, arkalarındaki yapıları da çökertmeyi sağlayacaktır

Konunun özüne dönecek olursak artık toplumun beklentisi açıktır. ‘’Suçlunun veya suçun yaşına değil, suçun ağırlığına’’ bakılmalıdır.

Toplumun artık adaletten beklentisi cinayet, silahlı gasp, uyuşturucu satıcılığı gibi ağır suçlarda 14 yaş ve üstü gençler, yetişkinler gibi yargılanmalı yetişkinler gibi ceza almalıdır. Zira adaletin vicdani sorumluluğu kadar adaletin gereği caydırıcılığın da anahtarıdır.

Artık sosyal medyada suç övgüsü “özgürlük alanı” değil suça teşvik alanı olarak değerlendirilmeli silahla poz verenler, sağda solda kurşunlama görüntüleri paylaşanlar, sokak raconunu öven içerikler ağır cezalandırılmalara maruz bırakılmalıdır.

Zira bugün bir çocuğun silahla gösteri yapmasının silahla sokağa çıkmasının en büyük motivasyonu ‘’sosyal medya ve TV ekranları karşısında övüleceğine, alkışlanacağına ve itibar göreceğine olan inancıdır.’’

Unutmayalım ki “yaşı küçük” düşünülerek hafife alınan her suç, yeni bir mağdurun acısına dönüşürken her evinden çıkan öğrenci, işine giden işçi, çocuğunu okuldan alan anne-baba potansiyel bir hedef haline gelmiş olacaktır.

Bu çocuk canilere öyle bir ceza verilmeli ki girdiği cezaevinden bir daha çıkamayacağını bilsin bir gencimizi hayattan kopartırken bunun hesabını ona göre yapsın!

Ahmet Mingüzzi, Hakan Çakır ve Atlas Çağlayan’larımızın avucumuzun içinden kayıp gitmemesi için bu çocuk canilerin işlediği tüm suçlar için artık vicdanların değil yasaların, ağır cezaların konuşma zamanı gelmiştir.

Biliriz ki suskunluk, sustukça büyüyen suçun en büyük beslenme aracıdır.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Cehalet, Bazen Başarının Anahtarıdır!

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.