Toplumlar değerleriyle yükselir; inkarlarıyla çürürler…
Geleceğin belirleyici unsuru olmak; millet olarak önce kendini, kendi kadim geçmişini keşfetmekten geçer.
Tabi bunu kendi kadim geçmişine küfretmeden ancak kendi kadim değerlerini önceleyip bunu ileri teknoloji, ileri dijitalleşmeyle harmanlayarak başarabilirsin.
Zira kendi toplumsal değerlerimiz, kendi millli ve manevi karakterimiz gelecekle ilgili davranış kalıplarımızın ip uçlarını verir.
Yoksa kendi geçmişini gölgeleyip başkalarının güneşinde ısınmaya çalışırsan bu durum seni gevşetir sadece önüne konan yapay gündemle meşgul olur, taklit çabalar, taklit argümanlar taklit konforlarla evrende ancak ‘’taklidi bir varlık’’ olarak yer kaplarsın.
Oysa taklit; aslın, esasın kölesidir!
Taklit, üzerine yeni bir değer koymadan başkasının başarısı üzerinden var olanı çoğaltma hilesidir.
Tek faydası, ilham alma noktasında asıl üzerinden hayal etmemizi, özgünlük üzerinde düşünmemizi sağlar.
Hepimiz biliriz ki!..
Tabiat boşluk kabul etmeyeceği gibi ‘’ asılda, taklidi’’ kabul etmez.
Doğa boşluktan nefret ettiği gibi onurlu yaşamda taklitten nefret eder.
Son yıllarda kendimize ait olanlar kendi değerlerimiz,kendi özgünlüğümüz açısından ‘’ millilik ve yerlilik’’ perspektifinden önemli mesafeler almış olsakta hala bir çok alanda öze dayalı özgünlüğümüz yerine özellikle gençlerimiz konusunda başkalarının başarısını taklit etme saplantısının esaretindeyiz.
Aslında tabiat bize ilham sunarken, ilham ise muhteşem varlığı ile tabiatı anlamamızı yeni şeyler keşfetmemizi sağlıyor.
Mesela, kuşlardan ilham alınarak uçakların, balıklardan ilham alınarak gemilerin icadı tabiatın ilham ile insanlığa sunduğu kazanımlardır.
Son yıllarda kendi özgün değerlerimiz üzerinde yürüyerek bir çok alanda önemli mesafeler almış olsak da hala bir çok alanda bizim olanı bize ait olanı keşfetmek yerine başkalarına ait olanı taklit etmek eğilimindeyiz.
Dünyadaki kadim milletlerden biri olarak öyle derin ve özgün bir geçmişimiz varken neden başkalarına ait fikir insanlarını, düşünce kalıplarını olanı taklit etme çabasındayız?
Bize ait özgün değerler varken neden başkalarının insani değerlerden yoksun ‘’köksüz geçmişine’’ ait olana değer yükleriz?
Bizim Mevlana’mız, Yunus’umuz, Hoca Ahmet Yesevi’miz, Hacı Bektaş Veli’miz varken neden başkalarının fikir insanlarına kıymet addederiz, ‘’ kendi hazinemizin dilencisi’’ oluruz?
Teamüllerimiz, geleneklerimiz kendi tecrübelerimizden gelen kültürel rezervlerimiz varken neden başkalarının yasal düzenlemelerini, fikir akımlarını, toplumsal değerlerini toplumsal hayatımıza kopyalarız?
Misal, düne kadar ticareti hayatımıza veya meslek ahlakımıza yıllarca istikamet çizen ‘’ ahilik’’ geleneğimiz varken neden çalışma hayatını vandalizme götüren ‘’ grev, lokavt’’ gibi başkasına ait değerleri, bu tür yabancı unsurları çalışma hayatımızın bir parçası yaparız?
Kısacası, neden ‘’ bize ait bizde olanı keşfedip’’ başarılı olmak yerine başkasına ait başarıyı ve başarılı olanları taklit etme eğilimindeyiz?
Elbette, ‘’ atiye’’ giden yolda ‘’kendi mazinizi’’ yok sayıp, kendi geçmişimizden kendi coğrafyamızdan ilham alıp orijinal ve özgün şeyler üretmek yerine küreselliği taklit eder kopyalarsan, bünyene uymayan bünyende doku reddi geliştirecek sorunları da beraberinde devşirir, meselenin altından kalkamazsınız.
Halbuki bize ait olan özgün örneklerimizle kendimize ait şeyler üretir bunu bir başarabilirsek az sorun, çok kazanımla hem millet hem de ülke olarak geleceğin belirleyici unsuru, kendi hikayemizin dolayısıyla kendi coğrafyamızın ve bölgemizin öznesi oluruz…
Ben böyle düşünüyorum.
Peki siz?..
Köle Ruhlar!..
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.