Geçtiğimiz günlerde dernek üyesi arkadaşlarımız ile Tarsus’ta bulunan Eshab-ı Kehf mağarasını ziyarete gittik.
Aynı zamanda 1920 Yılı 19 Temmuz’da Tarsus-Bağlar Savaşında şehit olan Kuvay-ı Milliye 1. Nolu Müfreze Komutanı Ydk. Teğmen Mustafa Nail (22) Komutan’ın Eshab-ı Kehf’teki temsili mezarını ziyaret ettik. Birlikte aynı savaşta şehit olan Belenkeşlikli Hacı İshak Ağa ile birlikte ebedi istirahatgahında yatıyorlar.
Şehit Mustafa Nail henüz yirmi iki yaşında iken Fransız ordusunu yenmiş bir komutandır. Başnalar Kalesi’nde, 1920 yılı Mart’ın 17’sinde, Fransız ordusuna ilk yenilgiyi tattırarak, zafer kazanan komutan Mustafa Nail’e ve Mersin’in Kurtuluşunda büyük kahramanlık gösteren tüm şehitlerimize rahmet diliyorum. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun.
Mezarları başında Kur’an-ı Kerim okuyup Fatiha duasını ettik. Ve Ziyaretçiler ile dernek üyelerine de Şehit Mustafa Nail ruhuna helva dağıtımını yaptık.
Ülkemizi kurtaran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Mersin’in kurtuluşunu sağlamış şehitlerimizi anmaz isek, onların verdiği mücadele ruhunu genç nesillere aktarmaz isek, geleceğimiz karanlıkta kalır. Önümüzü göremeyiz. Geçmişimizden güç alamayız. Unutursak yok oluruz. Onun için atalarımızın mücadelesini her fırsatta hatırlatmak görevimizdir. Hatırlatacağız unutturmayacağız.
Eshab-ı Kehf mağarası ve camisi ile etrafındaki mezarlık hep benim ilgimi çekmiştir. 2006 yılında senaryosu şahsıma ait olan “Kıtmir” adı ile uzun metrajlı “Yedi Uyurlar” filmini çekmiştik… Her fırsatta buraya ziyarette bulunurum.
İnanç turizminde önemli bir yeri olan Eshab-ı Kehf mağarası ve camisinin çevresi bakımsız, tuvaletleri hijyenik değil, su akıyor ama ne bir peçete var ne bir sabun…
Beş vakit namaz kılınması için cami görevlisi var ama tek başına bir görevli ne yapabilir ki? Namaz kılmak isteyenler tuvalet kullansa temiz kalmak için zorlanacak…
Tuvalet demişken yol kenarındaki mezarlık girişinin hemen altındaki mekânda yer alan umuma açık tuvaletlerde kir pas içinde…
Ayrıca caminin giriş kapısına yakın hemen dibinde seyyar satıcılar var. Hijyenik olmayan bir ortamda açık gıda ürünleri satıyorlar. Satılan ürünlerin ne kadar sağlıklı olduklarını Allah bilir. İnanç turizminin yoğun ziyaretçisi olan bir yer burası… Maalesef görüntü kirliliği hoş değil.
Halbuki orada turizm elçileri olsa, gelenlere yedi uyurlar hakkında bilgi verse, tuvaletlere görevli verilse tertemiz olsa çevresinde seyyar satıcılar olmasa daha güzel olmaz mı?
Olur elbet…
Yapılamaz diye bir şey yok. Yeter ki yetkililer ilgilensin.
Seyyar satıcılar ile İlgilenen yetkililer oluyor ama gidip faaliyeti sonlandırın deyip geri dönüyorlar…
Bir gün sonra tekrar cami dibine sandık atıp satmaya başlıyorlar. Para cezası uygulanıyor mu bilmiyorum ama iyi bir para cezası verseler sanırım tekrarlamazlar.
Sağlıcakla Kalın!
Ekrem İmamoğlu, Gerçekte CHP’nin Truva Atı mıydı?