a
Rüştü Aydın

Rüştü Aydın

23 Ekim 2026 Cuma

SORUMLULUK

SORUMLULUK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazeteci / Yazar Rüştü Aydın yazdı…

SORUMLULUK

‘’İnsan, eşittir iş demektir. ‘’

İş yapmak isteyen insanların çoğu başkasının işine muhtaçtır. Lise ya da Üniversite bitirmiş insanlar, yana yana iş ararlar, özel ya da devlet kurumları olsun buralarda iş bulan insan yaptığı işin hakkını vermeli. Sorumlu olmalıdır. Anne-baba ebeveynliğini, müteahhit, mühendis, sağlıkçı, şoför, işçi memur, esnaf, çiftçi vs. herkes bulunduğu yerin verdiği sorumluluğu hakkıyla yerine getirmelidir.

Çünkü; iş yaptırılan kişi, sorumsuz davranırsa, ağır sonuçlar doğuran zararlara yol açabilir.

Açıyor da…

Depremlerde gördük, araç kazalarında gördük, elektrik çarpmalarında gördük, belediye çukurlarında gördük, birkaç gün önceki sel felaketlerinde gördük, her gün yeni bir sorumsuzluk örnekleriyle karşılaşıyoruz.

Günümüzde teknoloji o kadar gelişti ki masamızdan bilgisayar, elimizden cep telefonları eksik olmuyor. Bu durumda da sorumsuzluk bazen hat safhaya çıkıyor.

Üç yaşlarında çocuğu ile sokakta yürüyen anne, çocuğunun önünde giderken cep telefonu ile konuşuyor. Halbuki elinden tutup götürmesi gerektiği çocuk, annesinin arkasından tin tin yetişmeye çalışıyor… Çocuğun başına bir iş gelse haberi olmayacak. İşte sorumsuzluk örneği…

Haberlerde izledik, annenin yanında koşarak yolu geçmeye çalışan küçük çocuğa araç çarptı.

Öğrenciler, öğrenci sorumluluğundan tamamen uzaklaşmış gözüküyorlar. Okul çıkışlarında sokaklarda parklarda kızlı erkekli öğrencilerin ağızlarında küfür dolu… Yapma etme desen “sana ne” diyorlar…

İşi çevreyi izlemek olan nöbetçi, kulübesinde otururken bilgisayar ekranındaki görüntüleri izlemek olan işini bırakıp, cep telefonu ile sık sık konuşup, hatta film izlerse işinin verdiği sorumluluğu yapmamış olur… Bunu işi halkla ilişkiler olan herkes yapıyor. İşinin bitmesini bekleyen kişinin dakikalarca telefonda konuşan sorumsuz insanı bekliyor olması gibi…

Sokağımız çöplük değildir.

İzmariti, burnunu sildiği peçetesini, yediği meyvenin kabuğunu vb. her şeyi yola atan insanlar var… Bunlar nerede yetişiyorlar acaba? Çevre sorumluluğu denilen bilgiye neden sahip değiller…

Peki bu sorumluluk insanlarda neden az oluyor? Bazen duyuyorum, devlet temizlesin, belediyenin işi ne gibi laflar…

Yazık ki yazık!

Eğitim ailede başlar, çevrede ve okulda devam eder. Demek ki eğitim gerçekten yeterli değil!

Ebeveynlere, devlete yerel yönetimlere ve hatta STK’lar eğitimle daha çok ilgilenmeli… Gelecek Türk Gençliğinde olduğuna göre… Gençlerin eğitimine daha çok önem verelim ki sorumsuz insan yetişmesin!”

Devamını Oku

Samimi Olmayan Gülüşler

Samimi Olmayan Gülüşler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazeteci-Yazar Rüştü Aydın yazdı…

Samimi Olmayan Gülüşler…

İnsan doğumundan sonra büyüme evresinde; ağır ağır olgunlaşan bir organizmaya sahip. Önce anne babasına gülücükler atan bir bebek görürüz, sonra anne-baba diyen bir ses duyarız, emeklediğini görürüz, koşması yakındır. Ebeveynden ne gördüyse onu hafızaya kaydeder ve bazen hiç ummadığınız bir kelimeyi iki-üç yaşlarında duyduğunuzda şaşırır ” bu çocuk büyümüşte küçülmüş” dersiniz.

Okul dönemi başladığında artık çevre, onun alanı oluyor. Bununla birlikte teknoloji ürünleri (TV, cep telefonu, bilgisayar-yapay zekâ vb.) eline geçtikten sonra kişilik ve karakter gelişimi başlar. İyi örnekler alırsa iyi olur, kötü örnekler alırsa kötü olur. İyi ve kötü örneklerden hangisini çok alırsa insanın davranışı da o olur. Bazılarına deriz “Bu adam çok kötü, bazılarına da melek gibi” benzetmesi yaparız…

Kimin kötü kimin iyi olduğunu bilebilmemiz için, tanımadığınız bir insan ile uzun bir yolculuk yapın, ya da oturup aynı evi-işyerini birkaç gün paylaşın yiyin için…  Az çok onun kişiliği hakkında bilgi sahibi olursunuz.

İmam-ı Gazeli diyor ki; “Biliniz ki Dünya Allah’a giden bir konaktır. Bu konakta bulunanların hepsi bir yolcu kafilesi gibidir. Yolculuklarından maksat aynı ise hepsi bir sayılır. O halde aralarında sevgi, saygı, beraberlik ve yardımlaşmak olmalı, birbirlerinin hakkını gözetmelidirler.”

Örnek verecek olursak; Bir iş yerindesiniz, iş arkadaşlarınızla sadece mesai saatleri içinde bir ve berabersiniz. Bu süre için sevgi ve saygı geçerlidir. Saygısız olup kötü sözlerle hakaret edenleri biz değil iş sahibi disiplin eder… Kötülük yapan kişi ile muhatap olmayız. O işi, İş sahibi adaletli davranıp kötü söz söyleyenin cezasını verecektir. Vermezse zaten o iş yerinde huzur olmaz, ürün kaliteli çıkmaz. Başarıda gelmez.

İkinci bir örnek; trafikte kurallara uymayan sürücülere karşı öfkelenerek karşılık vermeye çalışılmamalı… Çünkü trafikteki akış sosyal bir olgudur ve anlıktır, gelip geçer… Kötü olan sürücüyü kendimize muhatap seçmemekle kendimize iyilik etmiş oluruz.

Diğer bir örnek: Hiç tanımadığınız bir gurubun içine girdiniz… Grubun sözcüsü sizin de “iyi dediğiniz” ve tanıdığınız biri olabilir… O sizi de davet etmiştir. Onun için katılırsınız, bir süre grupta hoş geldin gülücükleri başlar… Bu sürede onu yakından tanımaya başlarsınız, davetlere gidersiniz birlikte yol alır, yer içersiniz. Fakat bir anda size emir kipi ile ‘Buraya gel, şöyle yap vs…’ gibi sözlerle konuşmaya başladığında, sizde karşı gelirseniz vay halinize…. İyi dediğiniz arkadaşınız ile aranızda sevgi ve saygı kalmadığı için davranışları, size karşı değişim göstermeye başlamıştır. Yani; selamı kesip, sizi gördüğünüzde ilgilenmiyorsa, hatta sözlü ve fiziki davranışlar gösteriyorsa, o iyi bir arkadaş değildir. İşte kötü olanı bulursunuz ve kötüye karşı aranıza mesafe koyarsınız… Konmalıdır.

Çünkü grup, samimi olmayan gülüşler grubu, olmuştur. O grupta sevgi, saygı ve beraberlik kalmamıştır. O zamanda ne yardımlaşma olur ne hak gözetme olur.

İnsan doğar gelişir büyür ve ölür… Gerçek olan bu. Bu süreçte ne bir kalp kırılsın ne bir kötü söz söylensin, davranışlarımız iyilik üzerine olsun.

Sağlıcakla Kalın!

Devamını Oku

Toroslar’da MHP’den Kim Aday Olabilir?

Toroslar’da MHP’den Kim Aday Olabilir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her yıl yayla gezileri yaparım…

Haziran-Temmuz ve Ağustos ayları gelince birkaç yaylacı dostlarımızı ziyaret ederim. Kahvelerde sohbet ederim… Sohbetlerimiz hal hatır derken ülke gündemi ve siyasi gelişmelere başlar.

Özellikle Toroslar Bölgesi olduğu için Toroslar Belediyesi’nin hizmetleri konuşulur. Konuşmalar esnasında başkanlar gündeme gelir. Eskisi böyleydi yenisi şöyle diye dertlenen de oluyor övende… Daha önceki dönemlerde belediye başkanlığı yapmış olanları aşırı eleştiren olduğu gibi taraftarı olanda çıkıyor.

Toroslar Belediye Başkanı CHP’li Abdurrahman Yıldız’ın çalışmalarını sorduğumuzda olumlu yanıt veren sayısı oldukça az çıktı… Hatta gelecek döneme başkan seçilemez diyenlerde çıkıyor.

1999 yılından 2024 yılına kadar Toroslar Belediyesini MHP’li başkanlar yönetti. 1999 seçimlerinde Mustafa Demirci MHP adına ilk belediye başkanlığını ANAP’tan aldı. Beş yıl yönetti. İkinci dönemi için parti teşkilatı Hamit Tuna’yı aday yaptı. 2004 Yerel seçimlerinde başkan seçilen Hamit Tuna 2019 yılına kadar 3 dönem Toroslar Belediye Başkanlığı yaptı. 2019 yılında Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu. Seçilemedi. Toroslar Belediyesine ise Atsız Afşın Yılmaz aday yapılmıştı. Böylece 2019-2024 dönemi için Toroslar Belediyesini MHP’li aday yönetti. 2024 seçimlerinde MHP yine aday değiştirdi. Bu kez Ali Öz ile Toroslar Belediyesi’ni kazanmak istedi. Ama olmadı. CHP adayı Abdurrahman Yıldız başkan seçildi. Böylece beş dönemlik MHP’li başkanların yönettiği Toroslar Belediyesi CHP’li belediye başkanına geçmiş oldu.

Toroslar seçmeninin MHP’ye oy verme alışkanlığı son seçimde yerini CHP’ye bıraktı ise de ibre yine MHP adayına dönüyor. Çünkü beş dönemlik MHP’li başkan yönetti psikolojisi var. İyi bir MHP’li aday çıkarsa, CHP’den belediyeyi alırlar diye konuşuluyor.

Gerçekten alabilirler. Çünkü şu anda ki siyasi görünüm parçalanmış durumda. Yani CHP ve Yeni parti kurmayları birlik sağlamadığı sürece MHP adayına, dolayısı ile Cumhur İttifakına yüzler gülüyor.
Peki MHP’nin adayı kim olabilir?

MHP ilçe kongrelerini izlediğim kadarıyla parti de genç, dinamik ve yeni yüzler isteniyor. Akademik ünvanı da cabası…

Yani, eski tabir edeceğimiz yüzler aday yapılmaya bilinir. Ama konuşulanlar içinde en çok Hamit Tuna’nın adı geçiyor. Toroslar’a aday olsun deniliyor. Olursa kesin kazanır deniliyor… Fakat kendisinin düşüncesine ulaşamıyoruz. Aday olmak istese bile şu anda parti teşkilatlarının kafası da “Eskiler Olmaz” gibisinden karışık biraz…

Bekleyip göreceğiz…

Devamını Oku

Bölgesel Güç Türkiye

Bölgesel Güç Türkiye
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Demokratik bir ülkedeyiz. Herkes özgürce konuşur.

Emperyalist ülkeler icat ettikleri “Demokrasi” ile sömürecekleri bütün ülkelere, demokrasi götürüyoruz derler. Adalet getireceğiz vaadini bulunurlar. İkna ettikleri ülkelerin hükümetlerini ise bir gecede işgal ederler, böylece istedikleri demokrasiyi götürmüş olurlar.  Mısır, Libya, Irak, Suriye gibi birçok Ortadoğu ülkelerine hep bu taktik uygulanmıştır. Demokrasi yerine milyonlarca insan öldürülmüştür.

Bu yüzyılda emperyalist düşünce sahibi ülkeler başta ABD olmak üzere hepsi kabuğuna çekilecekler. Artık bölgesel güçler çoğalacak. Bölgesinde lider olan ülkelerin sözleri geçerli olacak.

Türkiye bölgesel güç olma yolunda son yıllarda önemli adımlar attı. İçte barış diyerek PKK-KCK terör örgütünün sonlandırılması için yasa çıkardı. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” TBMM’sinde 467 Milletvekilinin oyu ile yasalaştı.

Şimdi demokratik bir ülkeyiz dedik ya, herkes düşüncesini özgürce söylesin.

Ne söyleyecekler: Anayasa’nın ilk dört maddesi değişecek diyorlardı.

Değişmiyor! Değişeceğine dair öyle bir madde yasada yok.

Ne söyleyecekler: Abdullah Öcalan serbest bırakılacak diyorlardı.

Bırakılmayacak! Bırakılacağına dair öyle bir madde yasada yok.

Ne söyleyecekler: Terör bitmez yenisini kurarlar diyecekler…

Kuramazlar! Türkiye Cumhuriyeti Devleti artık bölgesinde süper güç olmuştur.

Bunu destekleyen ise geçen hafta içinde Suudi Arabistan-Pakistan ve Türkiye’nin kurduğu “Savunma Paktı” olmuştur. Birine saldırı olursa kendine yapılmış sayacaklar… Bu güçtür.

Cumhuriyetimizin güçlü olması için, Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan’ın katılımı ile Sadabat Paktı’nı kurmuş (1937).

Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan ve Romanya ‘nın katılımı ile Balkan Paktı kurulmuş (1934).

Neredeyse yüz yıl öncesinde bölgemizde barış ve demokrasi için oluşturulan antlaşmalar ülkemiz için hayati bir konu olduğundan önemliydi. Atatürk ileriyi gören bir liderdi.

Atatürk’ün vefatından sonra Türkiye uyu uyu politikasına geçirildi. Artık uyuduğumuz yeter.

25 yıldır her konuda atak üstüne atak yapan bir ülkeyiz.

Bir de yüz yıl önceki antlaşma yaptığımız ülkelere bir bakalım: Sadabat Paktı ülkelerinden İran ABD ve İsrail’in bombaları altında soluk almaya çalışıyor. Irak ve Afganistan, emperyalist ülkelerce sırayla işgal edildiler. Özgürlük konusunda işleri çok zor. Balkan Paktı ülkelerinden Yugoslavya amip gibi bölünerek birçok devletçik üretti. Romanya emperyalist ülkelerin güdümünden kurtulamadı. Yunanistan keza aynı… İsrail ve ABD’nin gayri resmi işgalini yaşıyor.

Bir Türkiye Özgür ve demokratik kalarak; emperyalist işgalci ülkelerle mücadele edebildi.

Türkiye, terörü sonlandırmasıyla ve Mekke antlaşmasıyla bölgesinde lider ülke olmuştur.

Demokrasiyi özgürlüğü Türkiye’ye bir başka ülke getirmeyecek. Biz Türkler, yüz yıl öncesinde olduğu gibi kendimiz sağlayacağız özgürlüğümüzü…

Evet! Demokratik bir ülkedeyiz. Herkes özgürce konuşmaya devam edecek…

Lider Ülke Türkiye!

Sağlıcakla Kalın!

Devamını Oku

Eshab-ı Kehf Ziyareti’nin Düşündürdükleri…

Eshab-ı Kehf Ziyareti’nin Düşündürdükleri…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz günlerde dernek üyesi arkadaşlarımız ile Tarsus’ta bulunan Eshab-ı Kehf mağarasını ziyarete gittik.

Aynı zamanda 1920 Yılı 19 Temmuz’da Tarsus-Bağlar Savaşında şehit olan Kuvay-ı Milliye 1. Nolu Müfreze Komutanı Ydk. Teğmen Mustafa Nail (22) Komutan’ın Eshab-ı Kehf’teki temsili mezarını ziyaret ettik. Birlikte aynı savaşta şehit olan Belenkeşlikli Hacı İshak Ağa ile birlikte ebedi istirahatgahında yatıyorlar.

Şehit Mustafa Nail henüz yirmi iki yaşında iken Fransız ordusunu yenmiş bir komutandır.  Başnalar Kalesi’nde, 1920 yılı Mart’ın 17’sinde, Fransız ordusuna ilk yenilgiyi tattırarak, zafer kazanan komutan Mustafa Nail’e ve Mersin’in Kurtuluşunda büyük kahramanlık gösteren tüm şehitlerimize rahmet diliyorum. Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun.

Mezarları başında Kur’an-ı Kerim okuyup Fatiha duasını ettik. Ve Ziyaretçiler ile dernek üyelerine de Şehit Mustafa Nail ruhuna helva dağıtımını yaptık.

Ülkemizi kurtaran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Mersin’in kurtuluşunu sağlamış şehitlerimizi anmaz isek, onların verdiği mücadele ruhunu genç nesillere aktarmaz isek, geleceğimiz karanlıkta kalır. Önümüzü göremeyiz. Geçmişimizden güç alamayız. Unutursak yok oluruz. Onun için atalarımızın mücadelesini her fırsatta hatırlatmak görevimizdir. Hatırlatacağız unutturmayacağız.

Eshab-ı Kehf mağarası ve camisi ile etrafındaki mezarlık hep benim ilgimi çekmiştir. 2006 yılında senaryosu şahsıma ait olan “Kıtmir” adı ile uzun metrajlı “Yedi Uyurlar” filmini çekmiştik…  Her fırsatta buraya ziyarette bulunurum.

İnanç turizminde önemli bir yeri olan Eshab-ı Kehf mağarası ve camisinin çevresi bakımsız, tuvaletleri hijyenik değil, su akıyor ama ne bir peçete var ne bir sabun…

Beş vakit namaz kılınması için cami görevlisi var ama tek başına bir görevli ne yapabilir ki? Namaz kılmak isteyenler tuvalet kullansa temiz kalmak için zorlanacak…

Tuvalet demişken yol kenarındaki mezarlık girişinin hemen altındaki mekânda yer alan umuma açık tuvaletlerde kir pas içinde…

Ayrıca caminin giriş kapısına yakın hemen dibinde seyyar satıcılar var. Hijyenik olmayan bir ortamda açık gıda ürünleri satıyorlar. Satılan ürünlerin ne kadar sağlıklı olduklarını Allah bilir. İnanç turizminin yoğun ziyaretçisi olan bir yer burası… Maalesef görüntü kirliliği hoş değil.

Halbuki orada turizm elçileri olsa, gelenlere yedi uyurlar hakkında bilgi verse, tuvaletlere görevli verilse tertemiz olsa çevresinde seyyar satıcılar olmasa daha güzel olmaz mı?

Olur elbet…

Yapılamaz diye bir şey yok. Yeter ki yetkililer ilgilensin.

Seyyar satıcılar ile İlgilenen yetkililer oluyor ama gidip faaliyeti sonlandırın deyip geri dönüyorlar…

Bir gün sonra tekrar cami dibine sandık atıp satmaya başlıyorlar. Para cezası uygulanıyor mu bilmiyorum ama iyi bir para cezası verseler sanırım tekrarlamazlar.

Sağlıcakla Kalın!

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.