a

ZİHİN KÖLELİĞİ…

Bir millet için zillet; aslında var olduğunu bildiği potansiyelini kullanmada ruh, beden, fikir gücünün kuşatma altına alındığını biliyor olması, bu zinciri kırmaya yeltendiğinde  ise ‘’ siz yapamazsınız ‘’ dayatmasıyla zihin köleliğine mahkûm edilmesidir.

Maalesef bu milletin geçmişi kayıp yıllarla dolu.

Körebe oynayalım yalanı ile geçmişte gözümüzü bağlayanlar, gözümüzü kapattığımız aparatı gözümüzden hiç çıkarttırmadıkları gibi hep körebenin figüranı sıfatıyla kör ebeliği bizim üzerimize dayatmışlardır.

Oysa bir millet için zillet; aslında var olduğunu bildiği potansiyelini kullanmada ruh, beden, fikir gücünün kuşatma altına alındığını biliyor olması, bunu kırmaya yeltendiğinde  ise ”zihnen siz yapamazsınız ‘’ dayatmasına mahkûm edilmesidir.

Sürekli dayatılan ‘’ siz yapamazsınız, siz beceremezsiniz’’ telkinleri sürekli tekrarlana tekrarlana beynin ve vücudumuzun beceri yetisi ‘’ kanıksanmış çaresizliğe’’ dönüşürken bir süre sonra ise istesen de verileni yapmak dışında olmayan kişiliğini, bir olayı veya olguyu anlamak ve algılamaktan gittikçe uzaklaştıran  ‘’ yapamayan, düşünemeyen mankurtlaşmış bir toplum ‘’ yapısına dönüştürür.

Bir zamanlar mucize kavramını belli ülkelerin tekelinde görürken sohbetlerimizde her fırsatta Jopon mucizesi, Kore mucizesi, Alman mucizesinden bahseder gıptayla bir ah çekerdik. Bunları bizim elde edemeyeceğimiz bize lütfedilmemiş veya kendimize yakıştıramadığımız bir değer olarak düşünür, mucize veya başarı kavramını başkalarına ait bir değer olarak algılardık.

Son onlu yıllarda anladık ki asıl mucize, toplumların “kendileriyle ilgili, kendisine dair” hikayelerin ürünüymüş, ancak bunu çok geç anladık.

Oysa başkaları ile kendimizi yarınlara dair kıyaslamanın en büyük riski “kırılma noktalarını görememe veya olabileceği gözlemleyememe” körlüğüydü.

Misal, bir olgu veya olayla ilgili bugünün var olan durumundan yola çıkarak, yarınlara bir “düzlem” çizersin, vardığın noktada; bunların olması gerekir diye hesap kitap yaparsın. Ancak ne var ki yaşamın uygulanabilirliği doğrusal tahminlerin neredeyse birçoğunu gerçekleştirmekte kişiyi atıl bırakır.

Bugün artık mevcut durumumuza bakarak, “bizden bir şey olmaz” klişesiyle tanımladığımız doğrusal düzlem tahminini yok sayıyoruz.

Bugün artık mevcut durumumuza bakarak, “bizden bir şey olmaz” klişesiyle tanımladığımız hep dayatılmış ‘’ butik zihinler’’ denklemini de yok sayıyoruz ve saymalıyız.

Öncelikle bu kalıplaşmış klişeyi bir tarafa bırakıp kendimize inanmalıyız. Unutmayalım biz millet olarak bir zamanlar coğrafi etki alanıyla 15 milyon kilometreye hükmediyorduk.

Ne oldu da bize bu kadar özgüvensiz bir toplum olduk.

Nedeni açık…

Bizden olmayan birilerinin telkinlerinin bizden gördüğümüz birileri aracılığı ile ‘’ endoktrinasyon’’ olarak sürekli dayatılması, sonrasında ‘’ zihinlerin köleleştirilmesi ‘’

En kötüsüdür zihin köleliği…

Beden kölesi olduğunda bedenini bir yerlere hapsetseler de zihinleriniz esaret altına alınmadıkları sürece zihnen hürsünüzdür. Hür bir insansınızdır.

Ancak zihin kölesi olmak öyle midir?

Bedenen hür olmak,  senin zihninin ürünü olmayan kendi dünyan sandığın bir dünyayı sahiplenmek  başkalarının yayından çıkan okun hedef tahtası dekorunu oluşturmak, hür olduğunu sandığın yaşamının bir parçası olduğun  anlamını taşımaz. Ne kadar bedenen dışarıda olsan da zihnen esaret altında isen kölesindir.

Bundan dolayıdır ki zamanında ‘’ mikromanik hezeyan’’ denilen saçmalıkların ‘’ küçüklük kuruntusu ‘’ formlu suflelerini kulaklarımıza üflemeleri bizi bir asırdır majör depresif bir duruma mahkûm ederken maalesef ezik bir topluma, zihinleri birilerinin tembihlerine amade olmuş, parmak sallamalarına boyun eğen zihin kölesine dönüştürmüş.

Misal, Türkiye’nin öteden beri geliştirmeye çalıştığı alanlara baktığımızda, eskiden beridir tekstilde üretiyoruz ancak bunu moda alanında dönüştüremiyoruz, teknolojik ürünlerde markalaşmayı beceremiyoruz, tarım ve gıda teknolojisinde rekabetimiz yeterli olmadığı gibi birçok alanda maalesef düşük katma değerli “yetersizliklerimiz, zaaflarımız” ön plana çıkıyordu. Bugün bu eşiklerin birçoğunu aştık. Savunma sanayi başta birçok katma değerli ürünü üretiyor dünyaya pazarlıyoruz.

Ayrıca enerji kaynaklarımız çok olmasa da ekolojik kaynaklarımız, coğrafi konumumuzun artıları ve yerel kabiliyetlerimizle örtüşen alanlarda, dünyayı geze geze hallaç pamuğuna çevirip kendi mucizemizi doğurabiliyoruz.

Bazen krizler aslında farkına varabilenler için bir fırsattır ve fırsatlar krizlerin içinde saklıdır. Krizler devletleri ve milletleri olgunlaştırır, tekamüle ulaştırır.

‘’Bazen başarı çok şey öğretmez, başarısızlık ise çok şey öğretir.’’

Aslında her şey yaşadığımız krizlerde, zorluklarda saklı… Ülkemizin yaşadığı krizler değil mi bugün bu devleti güçlü kılan ve direncini her krizde daha da tahkim edip sağlamlaştıran…  Millet olarak çok şey öğrendik yaşadıklarımızdan…

Eskiden olduğu gibi tuttuğumuz balığı değil hep sunulan balığı yemeyi bırakıp kendi yiyeceğimiz balığı tutmayı öğrendik.

Mesela, ülkesel 2001 krizi veya küresel 2008 krizi ülkemiz için bir kırılma noktasıydı ve işe yaradı.  Gerek siyasal istikrarımızın gerekse ekonomik istikrarımızın nirengi noktasıydı. Daha sonra yaşadığımız 27 Nisan 2007 post modern muhtırası, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz gibi anti-demokratik kırılmalar zaten güçlü olan bünyemizi daha da güçlendirdi.

Bilinmesi gereken şey ‘’gelecek, herkese eşit şartlarda fırsatlar sunmaz. ‘’

Ufuk körlüğün yoksa kırılma noktalarında olabilecekleri kavrayıp fırsata dönüştürebilirsen var olmaya devam edersin, bunu yapamazsan   yok olup gidersin!

Millet olarak bilmemiz gereken öncelikle kendimize güvenmemiz, bir mucize arıyorsak asıl mucize iyisiyle kötüsüyle kendi potansiyelimizde olabileceğini bilmemizde, geçmişte sen yapamazsın, sen beceremezsin telkinleriyle geçmişte dayatılan ‘’ bizden bir şey olmaz ‘’ klişesini kırmamız ‘’köleleştirilmiş zihinlerimizin zincirlerini ‘’ tümüyle parçalamamızda yatıyor.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Geleceğin Belirleyici Unsuru Olmak…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.