04 Nisan 2026 Cumartesi
İçinde bulunduğumuz coğrafya, ülke olarak bize jeostratejik üstünlüğün yanında küresel ölçekte jeopolitik üstünlük katarken beraberinde büyük sorunlar kümesini de barındırmaktadır.
Çok önemli sorunlar envanterinin kapsamlı olduğu bu coğrafyada; ayakta kalabilmeniz hatta düşme eşiğinde iken bir yerlerden tutunabilmeniz ‘’ güçlü kasların sarıp sarmaladığı sağlam bir iskelet sistemine ‘’ sahip olmanıza bağlıdır.
Güçlü olabilmek, sağlam bir ‘’donanıma’’, sağlam bir donanım ise tecrübeyle terbiye olmuş ‘’bilgiye’’ muhtaçtır.
Peki bilgi neye muhtaçtır derseniz ‘’sağlıklı düşünmeye’’, sağlıklı düşünmek ise gerçek bilgi ve doğru teknikle aklın sınırlarını zorlayacak ‘’ derin düşünebilen dimağına’’ ihtiyaç duyar.
Geçmişte ulusal bir gazetede okumuştum. ODTÜ’de her yıl düzenlenen yaklaşık 36 bin kişinin katıldığı, 7 bin kişinin yarı finale ve 930 kişinin de finale geldiği, zekâ yarışması düzenlenmiş. Bu etkinlikte sadece gençler değil, minikler, çocuklar, yetişkinler ve hatta emeklilerde yarışmış.
Yarışma içerik bakımında oldukça önemli…
Çünkü yarışma neticesiyle belirginleşecek olan geleceğimizin ‘’ ufkun efendileri ‘’ olacak zekalarımız ve doğal olarak da ülke geleceğimizin için milli servetimiz olacak.
Malum, bu acımasız coğrafyada ayakta kalabilmeniz için mental kapasitesi yüksek, zeki ve yetenekli insanlarımızın ‘’ beden gücünün’’ yanında ‘’ruhsal yetkinlik’’ ve ‘’beyin potansiyelini’’ daha etkin kullanmak zorundasınız.
Yoksa ülke olarak bu eksikliğiniz ileride ülkeniz için sorun hatta sonunuz olabileceği gibi, geçmişte olduğu gibi birilerine bağımlı olabilmenin yanında, ülkenizin geleceği için gelecek hayalleri kurma kabiliyetinize ket vurabilir.
Bu eksikliğinizi gideremezseniz yetiştirdiğiniz zekalar, size hasım olan veya olacak ülkelerin emrinde size karşı siber güvenlik başta birçok alanda ‘’ sizin derenin taşıyla sizin derenin kuşunu vurma’’ potansiyelleri ile size ait olan dâhilerle sizi vurabilir size karşı kullanılabilir.
Bu dünya ölçeğinde birçok kez bir çok devletler nezdinde tecrübe edildi.
Dünya’dan örnekler vermek gerekirse; 1945’ten sonra 2.Dünya savaşının ardından Almanya’dan kaçan Alman bilim adamları kurmuştur ABD uzay teknolojini ve NASA’yı ihya eden bilim güç ve teknolojisini.
Geçmişte bizde benzer sonuçları hep yaşamadık mı? Hep bundan yakınmadık mı?
Bugün de sonuç almak için üstesinden gelmek mecburiyetinde kaldığımız sorunlar envanteri, coğrafyamıza gittikçe değer yükleyen kazanımlar karşısında tehditleri de beraberinde getirirken jeopolitik ve jeostratejik değerimizi de asimetrik olarak büyütüp dönüştürebildiğine şahitlik ediyoruz.
Bunun için sağlıklı ve derin düşünen beyinleri çoğaltmamız ülke olarak koşar adımlarla yürüdüğümüz geleceğe dönük ihtiyaçlarımıza monte etme realitemiz bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
Sağlıklı düşünebilen bizi geleceğe taşıyabilecek beyinlere sahip olabilmek için beyin egzersizleriyle karşıtlıklardan yola çıkarak yeni çıkarımlar üretecek diyalektik mantıkla geleceğimiz üzerinde fikirler silsilesi üretecek devasa çabalara, olağanüstü uğraşlara kapı aralamamız gerekiyor. Tıpkı bedenin eksersizle sağlıklı kalabilmesi için bedene yeni performanslar yükleme ve kazandırılma çabası gibi.
Konumuza dönecek olursak, ODTÜ’de yapılan 930 kişinin finale kaldığı bu yarışmada, tüm katılımcılara “Nasıl aptal olunur?” sorusu sorulmuş ve bu soruya cevap aranmış.
Sonuç mu? Sonuç tam bir trajedi…
Özellikle cep telefonları gibi teknolojinin en çok kullanılan başat ürünlerinin faydası yanında insanların beyinsel fonksiyonlarını 20 yıl öncesine nazaran zekâ kapasitesini yerinde ve yeterli kullanabilme yetisini oldukça düşürdüğü görülmüş.
Bu durum milli sermayemiz olan gençlerimizin zekâ kapasitesini geliştirmeye ve dönüştürmeye odaklanmışken en görünür olan telefon teknolojisinin yerinde kullanılamadığı durumlarda çocuğun zekâ kapasitesinin bilimsel fikirlere çokta derinleşemediği ortaya çıkmış.
Bu sonuç bana göre oldukça düşündürücü ve tüyler ürpertici …
Bu ülke, geleceğine koşar adımlarla yürüdüğümüz büyük yolculukta yetişmiş insan beynine ” kaderimiz olan bu coğrafyada” her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı olduğu ortada iken yerinde ve ölçülü kullanılmadığı zaman düşündürme ve araştırma yetimizi ortadan kaldıran teknolojik ürünleri tekrar gözden geçirmek, sosyal medya gibi çocuklarımızı çığırından çıkaran sokak çetelerine aparat yapan, cinsel içeriklere kapı aralayan sorunlu alanları denetlemek elzem hale gelmiştir.
Bu ülke, gençlerinin ve genç yeteneklerinin su misali avuçlarının içinden kayıp gitmesi lüksüne sahip değildir.
Zira gelecek, hoyratlığa boyun eğmez!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.