05 Haziran 2026 Cuma
İstinaf mahkemesi sonunda kararını verdi ve CHP için mutlak butlan kararı çıktı.
4-5 Kasım 2023’te yapılan Özgür Özel’in CHP’ye genel başkan seçildiği 38.olağan kurultayı iptal etti.
Bu kurultayla CHP’nin 8.Genel Başkanı seçilen Özgür Özel, mahkemenin verdiği bu kararla yaklaşık iki buçuk yıllık şaibelerle geçen genel başkanlık serüveni sanki hiç yaşanmamış gibi sona erdi.
Sanki bir rüyaydı yaşındı bitti.
O artık sıradan bir Manisa milletvekili…
İyisiyle kötüsüyle eğrisiyle doğrusuyla eksiğiyle fazlasıyla ortada bir yargı kararı var. İçimize sinmeyebilir kızabilir hatta öfkelenebiliriz.
Ancak bu kararı tanımıyorum demek hukuk sistemine karşı eylem bazlı alternatif arayışlar içinde olmak partiyi tüm bu yaşatılanlardan sonra daha da dibe çeker.
Geçmişe dönük bunca örnek varken bu yola tevessül etmek ciddi zarar verir siyasete…
90’lı yılların ikinci dönemini hatırlayalım. Tam kaos yılları…
Askeri vesayet yanında yargı ve medya vesayetinin zirvede olduğu toplumları ayrıştırdığı yargının medyadan servis ettiği gazete kupürleriyle döneminin iktidar ortağı olmasına rağmen önce Necmettin Erbakan’ın Refah partisi sonra Refah partisinin kapatılmasıyla yerine gelen Recai Kutan’ın Fazilet partisi irtica yuvası olduğu düşüncesiyle nasıl kapatıldığını, 27 Nisan 2007’de asker tarafından dayatılan e -muhtıra ve 367 garabetini yine gazete manşetleri delil olarak kullanılarak AK Partiyi kapatma girişimlerini iktidar partisi olmasına rağmen kesilen hazine yardımlarını hatırlayalım. O dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu yargı kararlarını eleştirdi ancak tanımıyorum uymayacağım demedi. Devlete zarar gelir düşüncesiyle devletin mahkemelerine karşı aşağılayıcı bir dil kullanmadı.
Tabi gelinen noktada mahkemece verilen bu mutlak butlan kararının ciddi sonuçları olacağı ortada.
Bu mutlak butlan kararına göre 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38.kurultay hiç yapılmamış kabul edilecek, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi olduğu gibi CHP yönetimini devralacak.
Yani 38.kurultayla işbaşına gelen Özgür Özel ve ekibinin parti tüzel kişiliği altında yaptığı her şey yok hükmünde sayılacak alınan kararlar geçersiz sayılacak, son iki buçuk yıl için hiçbir şey yaşanmamış kabul edilecek.
Akşam üzeri verilen karara karşı parti meclisinden direnme kararı çıktı. Bu şu demek Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi parti genel merkezine gelirse içeriye sokulmayacak darp edilme pahasına içeriye alınmayacak.
Biraz tanıyorsam CHP’yi bu fırtına çok sürmeyecek kısa zamanda bugün kasırga gibi uğultu yapanların önemli bir kısmı kısa zamanda yüzleri okşayan melteme dönüşecektir.
CHP’de parti aidiyeti partiye sadakat partiyle illiyet bağı güçlüdür. Çünkü CHP bir kimlik partisidir ve CHP kimliği kendi seçmeni için önemlidir. Ancak bunu parti genel başkanları veya partiyi yöneten kadrolar için söyleyebilmek mümkün değildir. Parti liderleri değişir buna paralel olarak liderlere bağlılıkta değişir. Bir nevi kral öldü yaşasın kral mantığı hakimdir parti tabanında…
DEM partide de parti kimliği öne çıkar ancak sağ partilerde parti kimliği yoktur. Lider kimliği önceliklidir. İşte bundan dolayıdır ki CHP 103 yıldır değişimlere uğrasa da CHP kimliği altında bütünleşme artmış %30’lara son yerel seçimlerde %37’lere çıkmış hiçbir zaman %25’in altına düşmemiştir. Birde sağ partilere bakın tek başına iktidar olmuşlardır ancak parti kimliklerini koruyamayarak erimiş ve yok olmuşlardır.
2024 yerel seçimlerinde iktidar partisi emekliye zam yapmadığı için yaklaşık %10 civarı kendi seçmen tabanı sandığa gitmemiş AK Parti’yi ikinci parti yapmıştır. Aynı şeyi CHP iktidarı yapmış olsaydı CHP seçmeni buna bir gerekçe bulur sandıktan şaşmazdı. Ana muhalefet partisi CHP’nin son bir yılda siyasette yaşattıklarını AK Parti yaşatmış olsaydı AK Parti anketlerde dibe vururdu. Geçmişte CHP tabanının hep sağ seçmen için vurguladığı ” bağnazlık” kavramı aslında kendi ideolojik perspektiflerinin bir parçası olduğunu yukarıda ifade ettiğim argümanlarla desteklemiş oluyoruz.
İşte bunun içindir ki CHP’de CHP kimliği tartışma konusu olmaz ancak genel başkan veya liderlere bağlılık CHP’lilik kimliği kadar tavizsiz değildir. Değişime göre değişir koşullara uyum çabuk gelişir ve gerçekleşir. Sağ partilerde lidere sadakat ve bağlılık öncelikli iken CHP’de lidere değil partiye sadakat öncelikli ve ön plandadır.
Mesela CHP’de histeri düzeyde iktidar olma hevesi vardır. Bu histerik heves iktidarı elde ederek olabildiğince iktidar nimetlerinden faydalanmak üzere kurgulanır. Yoksa CHP’nin kuruluş kodlarını bir tarafa koyarsak bir ülke davası veya büyük Türkiye iddiası yoktur.
Gelinen noktada Kılıçdaroğlu’nun 2,5 yılık süreçte parti genel başkanlığına aş erdiği partinin başına gelmesi durumunda neler yapabileceğini ince ince hesap ettiği düşünüldüğünde parti yönetimini bir daha İmamoğlu ve Özel gibilere bırakmayacağı düşünüldüğünde dava-çıkar ilişkisinde tercihen gelecek seçimde yerlerini garantiye almak isteyecek milletvekillerinin Kılıçdaroğlu’nun etrafında toplanacaklarına birlikte şahitlik edeceğiz.
Kılıçdaroğlu’na telefon ve ziyaret trafiğinin hız kesmediğine partiye geldiğinde karşı kitlenin içeriye sokmama çabalarına karşı kendi yandaşı milletvekillerinin bu engellemelere karşı hamlelerine tanıklık edeceğiz.
İfade ettiğimi gibi CHP’de partiye vefa vardır lidere vefa yoktur sadece çıkar vardır.
Hatta son gelen haberlere göre Özgür Özel’in çevresi yavaş yavaş boşalmaya başlamış bile. Kılıçdaroğlu’nun telefon trafiği artmış ve telefonları susmuyormuş.
Bu arada Özgür Özel’de ilk hamlesini yapmış kararı Yargıtay’a taşımış. Kılıçdaroğlu boş durur mu oda ilk hamlesini yaparak Yargıtay’a başvuru yapan avukatları azlettiğini söylemiş.
Son günlerde tıpkı vahşi batının kovboy filmlerini aratmayacak bir düelloya tanıklık ediyoruz.
Yani demem o ki dünlerde Kılıçdaroğlu’na şans tanımayanlar gelse bile artık ondan bir şey olmaz diyenler bugün araziye uyum sağlama peşinde konutunun etrafında dolaşıyorlar onunla kontak kurabilmek için fırsat kollama çabasındalarmış.
Son haberlere göre Kılıçdaroğlu’nu arayıp tebrik telefonu açan milletvekillerinin sayısı 100’u devirmiş bile…
Lidere Vefa, CHP için İstanbul’da bir semtin isminden öte bir şey değildir.
Dediğim gibi atomu parçalamak CHP’de vefa aramaktan daha basittir.
Güç, işte böyle bir şeydir. İstisnalar dışında insanoğlu fıtratı gereği güce yatar. Gücün kendisine sağlaması olası fırsatlarına kapı aralamak ister.
Son günlerde sosyal medyada bir Kemal Kılıçdaroğlu repliği ortalığı kasıp kavuruyor.
Rahmetli Kemal Sunal ve Cüneyt Arkın’ın filmlerinden alıntılanarak ” Kemal” karakteri üzerinden güldürücü ve bir o kadarda eğlendirici bir repliği paylaşım yapmışlar. Replikte telefon avizesini kaldıran Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hiç beklemedikleri şekilde karşı telefondan şu sesi duyuyor: ‘’ Ben Kemal, geliyorum!’’
Bu sesi duyan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun paçaları tutuşuyor tabi…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.