a
Firdevs Eylül Şimşek

Firdevs Eylül Şimşek

07 Mart 2026 Cumartesi

Tevazu, Kibrin Panzehridir

Tevazu, Kibrin Panzehridir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

                    Firdevs Eylül ŞİMŞEK / Mimarlık Öğrencisi

Küçümsemek, böbürlenmek yani dünyayı kendisi ve ötekileri olarak kategorize edip ötekileri olarak düşündüklerine; davranışlarıyla, sözleriyle, egosuyla kendi dünyasında yaşam hakkı tanımamak bir nevi yok saymaktır ‘’ kibir’’

Aslında bir nevi böbürlenmenin haddi aştığı noktada bu sıfat kullanılır. Belki her böbürlenme kibir olmayabilir ama her kibir, mutlak böbürlenme barındırır.

Elbette başarınızla övünebilir, yeteneğinize güvenebilir ve bunlardan gurur duyabilirsiniz bunlar çok normal şeylerdir. Ancak bunları yaparken ötekine tepeden bakmaya onları böcek görmeye başlamışsanız, kerameti sadece ve sadece kendinizde görmeye başlamışsanız kibirden söz ediyoruz demektir.

Kibir bir nevi narsist ruhun bedenden çıkıp eylemle vücut bulmuş halidir.

Örneğin emir kipiyle konuşuyor talimatlar veriyorsanız bu bir kibir alametidir.

Tutumu kibir olanın, kendine bakışı zaman içinde narsistleşir ve “kendisine tapar” hale gelir.

Şeytan zaten kibri yüzünden lanetlenmedi mi kibri yüzünden cennetten kovulmadı mı?

İşte bu yüzdendir ki şeytan; “kibir, benim en gözde günahımdır” diyor.

Kibir öyle bir duygu durum bozukluğudur ki dünyada firavunlar saltanatlarını devirmiş kralları iktidardan düşürmüş yönetimlerini yerle yeksan etmiştir.

Kibir özünde iki tür derde yol açar.

Birincisi çevresiyle ilgilidir. Etrafını incitir, başkaları adına karar vermeye onlar adına konuşmaya onların yerine düşünmeye başlar.

İkincisi ise kendisiyle ilgili kendisine verdiği zarardır. Gerçekle gerçeklikle bağı zayıflar, karar süreçlerindeki hataları kişiyi alacakları kritik kararlarında kör ederken sosyal bir varlık olan insanı toplumsal yaşamında yalnızlaştır.

Bazen yolum bir mezarlık güzergahından geçer. Bir an düşünürüm.

Bu dünyadan kibirleri ile ne insanlar geldi geçti. Ama şimdi birçoğu çaresizce sınandığı, kibirleriyle yaşadığı veya yaşattığı günahın hesabını vermek için o çetin günün hesabını bekliyor.

İnsanoğlu fıtratı gereği iki yönüyle yaratılmıştır.

Birincisi sevgi dilini konuşan tevazu yönüyle en muhteşem bir varlık olması yönüyle meleklerden bile üstün olma vasfı ile diğeri ise kötülük ve kibir hastalığıyla bu dünyayı çekilmez kılan tavrıyla şeytani bir varlık olması yönüdür.

Bazen düşünürüm.

Verdiğimiz bir nefesi geri alacağımız garanti değilken neden kötüden, kötülükten, yalandan, riyadan besleniriz?

Neden bu dünyayı ben yarattım edasıyla kibri büyüklenmeyi, ben merkezci bir yaşamı hayat hikayemizin ana başlığı yaparız?

Galiba bu insanın yaradılış fıtratının  rahmani ve şeytani boyutunda saklı.

Kâinat KİBİR üzerine değil tevazuyu da içinde barındıran SEVGİ ana başlığı üzerine yaratılmıştır.

Bu yüzdendir ki büyüklenmenin yürüdüğü güzergah kibirse, kibrin panzehiri de tevazudur.

Gücün zekâtını ödemeyip, onu daha fazla güç talebiyle kirletirsek kibir artık tunçlaşır.

Kibir bazen de tevazu paketi içinde de size sunulabilir.

Misal dünyanın en dürüst en namuslu en sevgi dolu en iyi en cömert insanı ‘’benim’’ derseniz ambalajı tevazu görünen içinde kibir barındıran bir ağır bir paketin sahibi olursunuz.

Oruçla nefsimizi terbiye etmeye çalıştığımız şu Ramazan ayında siz siz olun kime nasıl davrandığınıza nerede ne konuştuğunuza neyi konuştuğunuza hangi mesafede konuştuğunuza dikkat edin!

Melekten üstün olmakta sizin elinizde kibrinizle şeytana şapka çıkarttırmakta sizin elinizde…

 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.