07 Mart 2026 Cumartesi
Firdevs Eylül Şimşek / İstanbul Medipol Üniversitesi / Mimarlık
Başarı denilen olgu, kurduğunuz hayale ne kadar inandığınızla ilgilidir.
Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız doğal olarak kendini bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak zorunluluğunu hisseder.
Ancak bir şeyi gerçekten yapabileceğinize inandığınızda, aklınız bunu başarabilmek üzere çözümler bulma konusunda size yardım için çalışmaya başlar.
Zihin ve ruhsal dünyamızda başarabilme, yapabilme çabasına engel olan belli kategorik inançlar bazı inanmışlıklar vardır: Değişmezlik inancına bağlı ‘’böyle gelmiş böyle gider’’ gibi.
Veya etkisizlik inancına bağlı ‘’bir işe yaramaz ki’’; yetersizlik inancına bağlı ‘’ben kim oluyorum da bu işi yapacağım’’ gibi veya başarısızlık inancına bağlı; ‘’ben bu işi yüzüme gözüme bulaştırırım’’ gibi pasif-agresif ruh halleri olarak çıkar karşımıza.
Bu gibi düşünceler eylem sahamızda amaca dönük eyleme geçememe yani eylemsizlik haline kapı aralar.
Bu kavramlardan da anlaşılacağı üzere aslında bizim için en büyük engel; ‘’zihinlerdeki engellerimizdir.’’
Zira bu kavramlar zihinsel engellerimizin, potansiyellerimizi ayaklar altına alıp çiğnediği psiko-patolojik ruhsal takıntımızı işaret eder.
Başaramama korkusu veya kendine olan güvensizlik iş görmek başarmak isteyenin önündeki en büyük engeldir. Görünmez olarak adlandırılan bu engeller bireyin ‘’kendisine yarattığı cam tavan’’ olarak nitelendirilir.
Kısaca bu durum kişinin kendisine koyduğu sınırın üzerine çıkamaması durumudur.
Dolayısıyla bu sınır aynı zamanda kişilerin cam tavan sınırını yani başarıyla ilgili hayallerinin tavan yüksekliğini belirtir.
İnsanın bir şey yapabilme potansiyeli ‘’inandıklarıyla’’ bir paralellik gösterdiği gibi bir şeyi gerçekleştirebilme becerisi ‘’yapabileceğini düşündüğü seviye’’ kadardır.
Çünkü bir şeyin olanaksız olduğunu düşünürseniz, zihin kapasiteniz bu imkansızlığınızı ispat etmek için harekete geçer.
Ancak bu psiko-patolojik ruh eşiğini bertaraf ettiğinizde beyin yeni çözüm yolları arar, sizi hedefe ulaştırır.
Örneğin, bilim adamları bunu ispatlamak için pireleri kullanarak birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koymuşlar. Metal zemin ısıtılmış. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşmeye başlarlar. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.
Bu durumda defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı, öğrenirler.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar. Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi ’ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Çünkü ‘’engel artık zihinlerindedir.’’ Onları sınırlayan dış engel olarak ‘cam’ kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel olarak 30 cm’den fazla zıplanamaz inancı varlığını sürdürmektedir.
Bu deney pirelerin başarısızlığın nasıl öğrenildiğini göstermektedir. Pirelerin bu yaşadıklarına ‘cam tavan sendromu’ denir.
Yani psikoloji literatüründe ‘öğrenilmiş çaresizlik’ olarak bilinir.
Öğrenilmiş çaresizlikte, yenildiğine uzun süre inanırsan sonunda yenilgi bir gerçek olur. Bu pasif-agresif tutum zaman içerisinde eylemsizlik halini ortaya koyarken, kişisel gelişim alanında bu bir zaman sonra amaca yönelik eyleme geçememe haline dönüşür.
Bu ruhsal durum halleri maalesef kişisel yaşamımızda, bir daha deneme cesaretinin veya daha fazlasını başarabilme özgüveninin belleğimizden silinmesine, kaybolmasına neden olur.
Uzunca süre aynı şekilde çalışmış, sınırlarını zorlamamış kişiler ancak kendine kendi koydukları sınır kadar mesafe kat edebilirken bu durum kişide yetersizlik duygusu uyandırır.
Aslında hepimizin kendine göre bir cam tavan sınırı vardır.
Ve bir insanın başarabileceğine inandığı en üst nokta ise onun cam tavan sınırıdır.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.