a

Çakalların Dansı…

Artık dünyada orman kanunları işliyor ve dünya iç ve dış karışıklıkların yaşanacağı distopik bir dünya düzenine doğru gidiyor.

Dünya, ‘’distopik’’ bir düzene doğru koşar adımlarla gidiyor.

Bu düzen ki kaosun egemen olduğu, güçlünün zayıfı ezdiği, egemen güçlerin uluslararası hukuk düzenini baypas edip kendi hukuk düzenlerini işlevselleştirdikleri bir düzenden bahsediyorum.

Önce yer altı zenginlikleri üzerinden müdahale edecekleri ülkeleri belirleyip sonrasında klişeleşmiş belli sözde argümanlar üzerinden müstevli emellerini bunlar üzerine inşa eden bir düzenden bahsediyorum.

Gelinen noktada bu filmin hem fragmanını hem de ön galasını daha önce defalarca gördük ve yaşadık. Örneğin bu gibi benzer sözde argümanlar üzerinden 1 milyon kişinin öldürüldüğü 2003 Irak işgali buna en iyi örnektir.

Bugün zengin bir ülkenin diktatör figüranı olarak belirledikleri Venezuela  lideri Maduro için kurgulanan tiyatro bilindik benzer argümanlarla sahneye konmuş ve perde indirilmiştir.

Batı, bu gibi sıradan tiyatro senaryolarını sahnelere uyarlayarak zayıf düştükleri anlarda bedenlerine kan akışını sağlayacak donör bulma hedeflerinde oldukça mahirdir.

İstesek te istemesek te bugün coğrafyamızın da içinde bulunduğu evren, yeni bölgesel ve küresel mücadelenin ötesinde küresel ve bölgesel savaşlara doğru yol alıyor.

Bunu öngörebilmek için ne müneccim nede kâhin olmaya gerek var.

Bugün artık dünya,  gerek 1.dünya savaşı gerekse 2.dünya savaşının çıkış sebebini oluşturan “sömürge düzeninin devletlerarası rekabete dönüştüğü” olağandışı koşullara doğru gidiyor.

Bugün büyük Çakal ABD, Venezuela’nın yönetimini derdest edip ülkenin petrol başta enerji rezervine çökerek diğer ülkelere adeta parmak sallayarak uluslararası hukuk düzenini yok sayarak bir ‘’tehdit ve şantaj’’ dili geliştirirken önümüzdeki günlerde Çin’in de bu defacto müdahaleye karşı kendi toprağı gördüğü Tayvan üzerine bir defacto müdahalesine karşı kim hangi uluslararası hukuku dayatacak?

Son iki büyük savaş öncesine bakıldığında ülke liderlerin kendi halkının geleceğini öncelikli olarak tanımlamaları dünya halklarına tarifi imkânsız bir asimetrik sıcak savaş süreci yaşatmış, ortaya çıkan bu iki büyük savaş insanlığın telef olmasına neden olmuştur.

Örneğin Hitler’in ülkesini 2.dünya savaşına sokmasının nedeni olarak Almanya’nın demografik nüfus değişiminin, gelecekte halkının yaşamsal ihtiyaçlarının   depreştireceğini öngörmesi ve   doğabilecek ihtiyaca dair olası ihtimalleri düşünerek, yayılmacılık politikasıyla ülkelerin yeraltı ve yerüstü rezervlerini elde etmeye yönelik sömürge amaçlı bir planlamaya gitmiş ve ikinci dünya savaşı felaketinin fitilini ateşlemiştir.

“Ekolojik rekabet” olarak da tanımlanan bu kurgulamanın izdüşümünü 200 yüzyıl önce İngiltere öncülüğündeki batı tarafından; Afrika, Uzakdoğu ve Ortadoğu coğrafyasında sahneye konduğunu geçmiş zamanda Irak ve Afganistan’da bugün Suriye ve Venezuela önümüzdeki yıllarda ise dünyanın çeşitli küresel makro ölçeğinde görmeye devam edeceğiz.

21.yy gelindiğinde ihtiyaçlar artarken ihtiyaçların karşılanmasına yönelik “enerji rezervlerin sürekliliği” sınırlı olduğuna göre başat güçlerden başlayıp bölgesel güçlere inen küresel ve bölgesel kapışmalar doğal olarak kaçınılmaz olacak.

Bunun nedeni ise “Alarm veren enerji veya güvenli gıdaya erişim gibi topraktan elde edilen ihtiyaçlar nasıl ve nereden sağlanacak?” sorusuna verilecek cevapta yatıyor.

Bugün ABD başkanı Trump’ın, talimatıyla Venezuela lideri Maduro’nun derdest edilip ülkeden çıkarılmasındaki müstevli amaç işte tamda budur.

Artık dünyada orman kanunları işliyor ve yukarıda ifade ettiğim üzere dünya iç ve dış karışıklıkların yaşanacağı distopik bir dünya düzenine doğru gidiyor.

Bu distopik düzen küresel ve bölgesel savaşlara kapı aralarken ülkelerin birlerinin yaşam alanlarına, topraklarına çöktüğü 3.büyük dünya savaşına kapı aralayacak gibi görünüyor.

Türkiye’nin yapması gereken  kendi iç birliğini sağlamış, kendini her yönden geliştiren büyüten bir ülke olarak bu distopik düzenden kendini muhafaza ederken olası bir bölgesel savaşta Musul ve Kerkük’ten güneyimizin daha ötesine kadim topraklarımıza ve batıda Ege’ye kadar kendi ‘’Misak-i milli’’ hedeflerimizi yeniden güncelleyecek koşulları oluşturmalı stratejimizi bu olası duruma hazır hale getirmeliyiz.

Önümüzdeki uluslararası saflaşmada ülkelerin askeri, toplumsal, teknolojik veya güvenlik backgroundu iyi analiz edilmeli buna göre kendi stratejimizi iyi kurgulamalı geleceği ona göre planlamalıyız.

Bir tarafta ABD ve uydu ülkeleri Avrupa ile batı bloku diğer tarafta Çin, Rusya, Hindistan ve etrafındaki perifer ülkeler ile doğu bloku…

Bu Çakalların dansı…  Çakalların dansında taraf eksenimizi doğudan yana mı yoksa batıdan yana mı ayarlayacağız bunun geometrik ve aritmetik hesabını iyi yapmalıyız.

Artık ok yaydan çıktı.  Ve yaydan çıkan ok, yaya geri dönmez.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

‘’ Biz Şuuru…’’

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.