a

Haysiyet Tetikçisi: ‘’Ali Mahir Başarır…’’

Siyaset mecrası, bir fikrin üretim alanı olduğu gibi  savunulan fikrinde uygulama alanıdır. Zira kapsayıcılığı ile siyaseti zenginleştiren, sürekli hale getiren, siyaseti aktive eden fikirdir. Dolayısıyla siyasetin özü fikriyat olduğu için siyasetin, fikir üreterek ve bunu uygulama sahası olan siyaset alanına sokarak insanlığın bugününü ve yarınını nasıl geliştirebilirizi öncelemesi gerekir.

Ahlak, erdemli bir olgudur ve kapsam alanı oldukça geniştir.

Örneğin ‘’meslek ahlakı, iş ahlakı, dava ahlakı veya siyaset ahlakı’’ gibi…

Siyaset mecrası, bir fikrin üretim alanı olduğu gibi  savunulan fikrinde uygulama alanıdır. Zira kapsayıcılığı ile siyaseti zenginleştiren, sürekli hale getiren, siyaseti aktive eden fikirdir.

Dolayısıyla siyasetin özü fikriyat olduğu için siyasetin, fikir üreterek ve bunu uygulama sahası olan siyaset alanına sokarak insanlığın bugününü ve yarınını nasıl geliştirebilirizi öncelemesi gerekir.

Siyaset alanında fikir üretimi sürdükçe siyaset alanı kıymetlenir ve halkı derdine derman olur. Böyle bir siyaset tarzı da toplumsal mecrada, politik sorunların, güçlüklerin aşılmasında, yeni ihtiyaçların belirlenmesinde ve gelişmesinde, bugünü ve geleceğe dair yönetme becerilerinin gelişimde başvurulacak yegâne alan hâline gelir.

Eğer siyaset belli değer ve ilkeler için yapılıyorsa bunun olmazsa olmazı, siyaset ahlakı gibi değerler üzerinde yükselmesi idealidir. Dolayısıyla siyasette kişisel hedeflere dönük toplumsal ve siyasal ahlakı yok sayarak hedef koyma çabası siyasal ahlakı yozlaştırdığı gibi toplumsal ahlakı da yozlaştırır.

Ve bu durumda kaçınılmaz son ‘’siyasal minyatürleşmedir.’’

Bu durum kısa vadede siyasal kişiliğe dar alanda paslaşma ve nefes alma alanı kısacası minyatür bir hedef avantajı sağlasa da uzun soluklu siyasette halkın beklentilerine derman olamayacağı için nefes darlığı yaratır.

Burada şuraya geleceğim.

Maalesef birkaç gün önce CHP Bursa İl Kongresinde ana muhalefetin Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın kişisel siyasi pozisyonunu sürekli kılmak veya siyasette görünür olmak adına 2023 genel seçimlerinde halkın %52 oy teveccühü ile Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’a ‘’ siyasal ahlaka’’ uymayan ‘’siyasal edep’’ sınırlarını aşan, etrafa tükürük saçan ağız köpürtmesiyle tehdit dilini kullanarak tüm nefretini kustuğuna şahit olduk.

Aslında bu durum Ali Mahir Başarır nezdinde ana muhalefetin genetik kodlarının değişmediğini çok becerikli oldukları iç gerçekliklerini saklama kişiliklerinin, sözde demokrat kimliklerinin açığa vurulması, iktidara geldiklerinde kimlere neler yapabileceklerinin dışa vurumunun projeksiyonu olarak oldukça düşündürücüydü.

Belki Ali Mahir, benim perspektifimden nerede ne konuşacağını bilmeyen vücut dili ve ağzı ayarsız kişiliği ile sığ birisi olarak kabul edilebilir. Grup başkan vekili olarak bu çıkışı ana muhalefetin onlarca yıllık seçim başarısızlığı ile yaşadığı ruhsal sorunun zamanla ‘’şizofrenik’’ vaka kültürüne dönüşmesinin bir komplikasyonu olarak da ele almak mümkündür.

Bu durumun diğer bir yansımasını da ‘’ asimetrik hoşgörü’’ olgusu ile açıklayabiliriz. Yani kendisi gibi düşünmeyenleri, kendisi gibi olmayanları aşağılama, varlığına tahammül gösterememe hali ile açıklayabilmek mümkündür.

Yani benzer vakalarla sıklıkla yaşanan bu durumun temelinde, ana muhalefetin pasif-agresifliğini yani iktidar geleceklerine dönük olarak bir şey yapamayan, saldırganlığını mevcut iktidarın uzun süreli kesintisiz başarı grafiği karşısında iktidar partisi ve onun liderini destekleyen kitlenin yaşam tarzını küçümseyen, ‘’ fikri ideolojilerinin’’ fikri rekabette bir türlü iktidarı elde edememesinin getirdiği politik başarısızlığın bir projeksiyonu olarak anlamak gerekiyor.

Bu durum ‘’siyasal rekabette başarı ezikliğidir’’

Doğaldır siyasal mağlubiyet, büyük bir kızgınlık üretir. Ancak fanatizme dönüşmesi ve fanatizmin getirdiği söylem unsurlarının yani hakaretin sahiplenilmesi aslında bir siyasal hastalık habercisidir.

Bugün ülkemizde ana muhalefet başta sanatçısından, yazarına siyasetçisinden aydın geçinen veya uçarı yaşam tarzıyla çağdaş görünümlü çağdışı bu nefret locasının; gerçekleri görememe, görse bile inkâr reddiyesi üzerinden ‘’psikonevroz’’ kişilik bozukluklarına kadar gidebilen ‘’entegre bağnazlığına’’ şahitlik ediyoruz.

Siyaset ahlakı ‘‘amaca ulaşmak için her yolu meşru görerek’ değil, siyasal olarak hedeflediğimiz amaca dönük değerleri meşru zeminde yaşayarak, yaşatarak ve onlara her daim sahip çıkarak gerçekleştirebilirsiniz.

 Bugün ana muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik hamleleri   fırsat bekleyen iç ve dış odaklara iktidarın meşruiyetini sorgulatmak adına, ‘’kahraman gladyatörü arena ortasında alt etmek’’ adına her yolu mübah gören, demokratik doku uyuşmazlığı içeren bir boyut taşıyor.

Politika bisiklete benzer. Düşmemek için sürekli pedal çevirmek zorundasınız. İktidarı hizmet alanı görüp bunu gerçekleştirmek için iktidarda kalmayı hesap ediyorsanız sürekli fikir üreterek, halkın değerlerine halkın kararlarına halkın beklentilerine ve bunları halkın hizmetine sunarak gerçekleştirmeniz gerekir.

Yoksa bu siyasal mecrayı dar kalıplara hapsederek gündelik sataşmaların, atışmaların ağırlığı altında güçsüzleştirerek, içi boş polemiklerle fikir derinliğini köreltip fikri fukaralaşmaya teslim ederek siyaseti, sosyoloji tabiriyle ‘’ eritizme’’ yani ‘’polemikte üstün gelme’’ amacına teslim ederseniz siyaset, demokratik bir teamül olarak basitleşir.

Bu ‘’politikanın minyatürleşmesine’’ neden olurken bu tip siyasetin, halkın dertlerine derman olması da hiçbir zaman mümkün olmaz, olamaz.

Zira insan için yapılmayan bu alanı, içi kof bir derinliği olmayan sloganlarla beslersek sadece oy avcılığına tebdil eden alana yayarsak politikayı işe yarayan tercihlerle, güçlü fikirlerle buluşturamayız. Bu durum sadece politikanın sorun çözme kapasitesini yok etmenin yanında kolaycılığa alan açarken eylem alanına fikir üretim mekanizmasını körelten bir mecraya hapseder.

Demem o ki siyasette iktidar- muhalefet ilişkisi eylem pratiklerine altık oluşturacak fikir kalibresi ile ölçülür. Halkı, insanı esas alan fikri kalibrenin uygulanabilir etki gücü ve kapasitesi muhalefetin veya ana muhalefetin iktidar aracı, iktidar değişimlerinin temel belirleyicisi olmalıdır.

Yoksa haysiyet tetikçisi Ali Mahir’ler gibi siyasi ahlak kalibresi düşük siyaseti sadece polemikten ibaret gören bir zihin ve kafa yapısı var olduğu sürece siyasette ne bir fikri derinliği ve uygulama alt başlığını konuşabilirsiniz ne de halkın refahına kafa yoran halkla entegre  siyasetin önünü açabilirsiniz.

Kişi veya kişileri sevmeyebilirsiniz ancak halkın teveccühü ile o makama gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, temsil ettiği Türkiye Cumhuriyeti makamına saygı duymak zorundasınız!

Hem siz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kalibre veya karat’ında bir şahsiyet misiniz ki Genel Başkanının gözüne girmek, gündemden düşmemek adına onunla aşık atmaya çalışıyorsunuz?

O mümtaz şahsiyetin siyaset sahasında yuttuğu toz, senin ve senin gibilerin  yedi değil yetmiş ceddine yeterde artar bile…

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Siyonizm’in Örümcek Ağı…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.