a

HUKUK mu GUGUK mu?

Hukuk, tereddüt etmez. Ederse devlet zafiyete uğrar. Zira devletin dini adalettir.

Guguk kuşunun vefasızlığını ve ihanetini hemen hepimiz okumuşuzdur.

Guguk kuşları, genellikle kulaçlaya yatıp yavrularını çıkarmak yerine onun adına böyle bir görevi üstlenecek yuvasına yumurtalarını koyacağı saf bir dağ bülbülü arar.

Ve bir gün gözüne kestirdiği bir dağ bülbülünü pür dikkat izlemeye başlar. Sabırlı bir bekleyişten sonra dağ bülbülünün bir boşluk anını yakalar ve çaktırmadan yumurtalarını onun yumurtalarının arasına karıştırarak yuvasına bırakır. Nereden geldiğini anlamadığı bu guguk kuşu yumurtasını kendi yumurtalarından biri zanneden dağ bülbülü,  diğerlerinden önce çıkan Guguk kuşu yavrusunu kendi yavrularından birisi zannederek beslemeye başlar.

Beslemeye başlar başlamasına da asıl sorun bundan sonra başlar. Zira Guguk kuşu yavrusu, kendi varlığına tehdit gördüğü yumurtadan sonradan çıkan dağ bülbülünün yavrularını anne dağ bülbülünün olmadığı bir zamanda yuvadan aşağıya atar ve  kendisini besleyip büyüten dağ bülbülüne, bencilliğinin getirdiği hırsla yavrularını aşağıya atıp öldürerek karşılık verir. Kendisine altın tepsiyle sunulmuş mücadelesiz yaşamı, dağ bülbülüne hileyle aldatmacayla ihanet ederek öder. Konumuz dağ Bülbülü ve Guguk kuşu yavrusunun hikâyesi ve ihaneti değil elbette.

CHP’de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38.olağan kongreyi hepimiz hatırlıyoruz. CHP’nin kendi içinden eski Hatay belediye başkanı Lütfi Savaş gibi isimler ve bazı delegeler bu seçimde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla ilgili dava açmış seçimin iptalini, hükümsüz sayılmasını talep etmişti. Ankara 42.Asliye Hukuk Mahkemesi yerel mahkeme sıfatıyla 24 Ekim 2025 tarihinde davanın reddine karar vermiş dava istinafa taşınmıştı.

CHP’nin bu 38.kurultayında eski İstanbul belediye başkanı İmamoğlu ve ekibi, şu an yargılandıkları davanın da sebebini oluşturan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle elde edildiği iddia edilen paraların belli bir kısmını pavyon gibi akla en son gelebilecek yerlerde kurultay delegelerine dağıtarak seçimi kazanmış Özgür Özel’i genel başkan seçtirmişti. Seçtirmişti seçtirmesine de son ana kadar seçimi kesin kazanacağını sanan Kemal Kılıçdaroğlu’na olmuştu olan.

Kemal Kılıçdaroğlu, saf dağ bülbülü misali Özgür Özel ve İmamoğlu gibi  Guguk kuşlarını  partiye kazandırmış, özellikle Özgür Özel’i  yanına almış yıllarca onu grup başkan vekili sıfatıyla yanından ayırmamıştı.

Ekrem İmamoğlu gibi Türk siyasal tarihinin gördüğü en tehlikeli ismi AK Parti’de kapı aşındıran AK Parti’nin daha o zamanlar tehlikeli görüp içine almadığı böyle bir ismi önce Beylikdüzü ilçe başkanı sonra Beylikdüzü belediye başkan adayı  en son ise İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı yapan belediye başkanı olmasına vesile olan Kemal Kılıçdaroğlu, bu hatasıyla hayatının en büyük ihanetini yaşamıştı.

Tabi sonuçta insan neyi yaşatırsa onu yaşarmış. Kılıçdaroğlu’da rahmetli Baykal’a Guguk kuşu gibi davranmış oda benzer bir entrikayla CHP’nin başına geçmişti. Muhtemelen diğer iki Guguk kuşu Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’da aynı şeyi düşünmüş olmalılar ki kafalarında kurguladıkları ihaneti Kılıçdaroğlu’na da yapmakta bir sakınca görmediler.  Artık entrikaların, iç mücadelelerin, kumpasların olağan hale geldiği sıradanlaştığı CHP’de,  yarın bir başkasının Özgür Özel’e, en güvendiği etrafındaki isimlerden birileri tarafından aynısı yaşatılırsa sakın şaşırmayın. Zira karşımızda ihanetin, her türlü dalaverenin kırıla gittiği bir ana muhalefet gerçeği var.

38.kurultayın reddine yönelik dava istinafta ve Mayıs’a bu aya ertelendi demiştik. Karar ne zaman çıkar nasıl sonuçlanır bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey işin, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi Guguk kuşlarının bir taraflarının ‘’yusufçuk ‘’ çekeceği bir sürece gidiyor olmasıdır.

Tabi bu kurultayın iptaline yönelik ‘’mutlak butlan’’ kararı verilirse koca parti ellerinden gittiği gibi ellerindeki tepe tepe kullandıkları konforunda gidecek olmasıdır bu çırpınışın gerekçesi. Dolayısıyla ortalık toz duman olurken  bu toz duman içinde ortada ne Özgür Özel ne İmamoğlu ne de Mahir Başarır gibi CHP’yi tepe tepe kullanan bir güruhun kalacak olmamasıdır bu telaşın sebebi. Zira seçim iptal edilir seçim öncesindeki kadro yani Kemal Kılıçdaroğlu başta kurmay ekibi yeniden partinin başına gelirse bunların tamamı partiden tasfiye edilirken kesin ihraç mekanizması sonuna kadar işletilecektir muhtemelen…

Bugün Ankara’nın adliye koridorlarında Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu tarafları birbirlerini davayı belli bir duruma çekmek için kovalarken aynı zamanda bu koridorlarda hâkim, dışarıda cumhur ittifakı tarafından siyasetçi kovaladığı düşünülürse mutlak butlan kararı verilmesi yönünde bir durum sadece CHP içinde değil kamuoyunda da bu sonuç satın alışmış gibi görünüyor.

Gelinen noktada mutlak butlan kararı çıkması, bir kırılma noktası bir milat olacak Türk siyaseti ve adaleti için. CHP’nin bu 38.olağan kongresinde mutlak butlan kararının çıkması niçin önemli derseniz.

Bu kongrede para karşılığında şahsiyetler, iradeler ‘’ pavyonlarda’’ satın alınmış olması yanında İstanbul’da yapıldığı iddia edilen yolsuzlukların bir ucu bu seçim sonucuna dolayısıyla CHP gibi 103 yıllık bir partiye bulaştırılmış olması Türk siyaseti için acı bir durumu yansıtırken  siyasetin bu girdaptan çıkması için Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle CHP’nin arınması, entrikalarla anılan partinin itibarlı bir düzleme yeniden çekilmesi gerekiyor.

Burada mutlak butlan kararı çıkması niçin önemlidir derseniz şunun için önemlidir.

  • Hukuk, tereddüt etmez. Ederse devlet zafiyete uğrar. Zira devletin dini adalettir.
  • Bu bir tercih olmamalıdır. Bu hukukun kendi varlığını koruma imtihanıdır.
  • Hukuk, toplum tepki verir, birileri rahatsız olur, ortalık karışır diye geri adım atmamalıdır.
  • Verilecek karar, hukukun var olup olmadığının manifestosu olacaktır.

Bugün bir siyasi parti için hukuk teğet geçilirse yarın herkes kendi hukukunu kendisi belirler kendi mahkemesini kendisi kurar. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ifadesiyle ‘’hukuk adamları önlerine gelen dava dosyasının kapağına bakmaz içindeki delillere bakar.’’

Örneğin, Gülistan Doku cinayetinde sanık, valinin oğlu diye nasıl örtbas etme yoluna gitmediysek, valinin bu cinayeti gizleyen tarafı olduğu iddiası karşısında devlete zeval gelir düşüncesiyle tutuklanması için inisiyatif ortaya koymamış olsaydık insanlar kendilerine ‘’ adaleti mahkeme salonlarında mı aramalıyız yoksa sokaklarda mı?’’ sorusunu sormazlar mı?

Gelinen noktada her şey ortada iken taraflı tarafsız her kesimden kamuoyu, buna kongrenin iptal edilmemesini isteyen mevcut CHP yönetimi dahil karar lehlerine olsa da bu ‘’ hukuk mu guguk mu?’’ sorusunu sormazlar mı?

Ya hukuk galip gelecek yuvadan atılanlar Guguk kuşları olacak yada yuvadan atılan dağ Bülbülü olacak Guguk kuşu ihanetinin bedelini yuvada kalmaya devam ederek ödemiş olacak.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Politik Ahlak Çıkmazı…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.