a

Ruh Üşümesi…

‘’Büyük ve müreffeh bir ülke, güçlü bir gelecek, idealist bir nesil inşa etmek istiyorsanız buna öncelikle çocuklarınızı inşa ederek başlamanız gerekiyor.’’

Kahramanmaraş’taki facia,  ülke olarak hepimizin içimizi acıttı.

Bildiğiniz ‘’ ruh üşümesi’’ yaşadık millet olarak.

Her biri daha 11-12 yaşlarında ülkemizin, geleceğimizin umudu çocuklarımız…

Ayla öğretmenlerinin, zarar görmesinler diye kendini siper ettiği çocuklarımız…

Ve ailelerin gözyaşları, yıkılan umutları… Hep birlikte böyle bir acıya tanıklık ettik.

Doğrudur savunma sanayinde iyi yerlere geldik, iyi silahlar ürettik, iyi hastaneler, iyi yollar, iyi binalar yaptık.

Savunma sanayini, yolları, binaları büyütelim derken değerlerimizi büyütmeyi, toplumumuzu güçlendirmeyi en öneli şeyi -çocuklarımızı- ihmal ettik. Bu kazanımlarımızla övünürken iyi bir gençlik yetiştiremedik bizi biz yapan değerlerimizi ıskaladık güçlü bir toplum yapısı inşa edemedik.

Son zamanlarda küçük çocuklarımıza yönelik olarak sosyal medya zararları karşısında yeni önlemler almaya, güvenli bir platform oluşturma çabasına girdik. Girdik girmesine de biraz geç kaldık galiba.

İşin acı tarafı bunu Avusturalya, Yeni Zelanda, Fransa, İngiltere gibi batı değerleri kategorisinde yer aldığını düşündüğümüz ülkeler yapıyor diye başlattık.

Eğer küçük çocuklara erişim kısıtlaması karşısında toplumsal bir tepki gelirse ‘’ bakın batı da aynı önlemleri alıyor’’ diyelim diye bu alana yönelik çalışmalara eğilir olduk.

Biz niye hep başkalarına bakarak onların yaptıkları uygulamalar üzerine bir çalışma inşa etmeye çalışırız?

Bizim kendi aklımız kendi vizyonumuz kendi çalışma programımız yok mu ki başkalarına bakarak iş yapmaya çalışırız sürekli?

Sosyal medyanın bu tür zararlı içerikleri düne kadar yok muydu bugün mü musallat oldu bu bela başımıza?

Ben şundan eminim ki bugünlerde yaşadıklarımız, acılarımız, gözyaşlarımız aslında ‘’ aile temelli’’ sorunlar.

Ailede ebeveynlerin çocuklara karşı tutum ve davranışları, çocuk yetiştirme, hayata hazırlama kabiliyetlerinin yetersizliği ile ilgilidir. Özellikle annenin rolü çocuk yetiştirmede olağanüstü bir faktördür.

Baba, evi geçindirmek için gün boyu dışarıdadır anne ise belki gün boyu belki bir işte çalışıyorsa mesai saatleri dışında hep evde olma gibi bir mecburiyeti vardır.

Çocuklarla birlikte en fazla ev mesaisi harcayan veya harcaması gereken anne ise bu işte en fazla sorumlu annedir. Zira baba özellikle erkek çocuklara rol model olma özelliği ile öne çıkarken,  eve ekmek getiren ailenin karnını doyuran işçi arı gibidir.

Böyle bir aile portesinin yanına ilave etmemiz gereken en önemli şey ise kendilerini iyi yetiştirmiş, ‘’inanç, ahlak, millilik’’ gibi manevi değerlerle kişiliklerini perçinlemiş iyi bir ebeveyn tablosudur.

İşte bu kompozisyon, milli ve maneviyatı yüksek bir nesil inşa etmede belki de en önemli fotoğraftır. Ancak gelinen düzlemde böyle bir fotoğrafı oluşturacak kompozisyonu henüz ülke olarak yaratamadık.

Bu çocuk caninin ne kadar iyi eğitimli, manevi değerlere sahip ebeveynleri vardı bilemiyorum. Ancak benim bildiğim tüm bu özelliklere sahip olsanız da eğer çocuğunuzu ihmal ediyor onu yalnızlaştırıyorsanız yaşadığımız sonucun değişmesi yine muhtemel görünmüyor. Asıl olanı ne kadar özellikli olursanız olun başkaları sizin çocuğunuza sahip çıkmadan sizin çocuğunuza sahip çıkmanız sizin onu sahiplenmeniz sizin onu yalnızlaştırmamanızdır ona rol model olmanızdır.

Okul baskınları sonrası doğan ölümleri sadece batıda olan, batının maneviyat eksikliğine bağlayan bir hadise olarak görürken bugünlerde önce Şanlıurfa’da sonrasında ise Kahramanmaraş’ta görmeye benzer acıyı bizlerde hissetmeye başladık.

Artık okullar güvenli, çocuklarımız güvende değil. Yakın çevremden biliyorum mutsuz ailelerin, vasat okullardaki çocukları tehlikelerin eşiğinde. Birçoğu uyuşturucu batağında, ailesine karşı isyankâr.

Kahramanmaraş’taki cinayet işleyen çocuk beş silah ve yedi şarjörle nasıl okula girdi? Okul kapıları yol geçen hanı mı? Güvenlik nerede?

Geliyorum diyen böyle bir felaket karşısında okul yönetimi neredeydi? Niçin bu çocuğu takip ederek gerekli önlemleri almadı?

Sorulacak o kadar çok soru beklenen o kadar çok cevap var ki…

Ben şunu bilir şuna inanırım ve hep şunu savunurum: ‘’Büyük ve müreffeh bir ülke, güçlü bir gelecek, idealist bir nesil inşa etmek istiyorsanız buna öncelikle çocuklarınızı inşa ederek başlamanız gerekiyor.’’  Tabi işin vahametini bilen bilinçli bir ebeveyn ve özellikle annenin kontrolünde… Sonrasında ise zihin değişimi zaten kendiliğinden gelir.

Zira bugün çocuklarınızın üzerinde ne kadar durup ne kadar hassasiyet gösterdiğiniz gelecekte nasıl bir gençlik nasıl bir ülke hayal ettiğinizin de ipuçlarını verir.

İktidar, ülkeyi inşa edip dönüştürürken artık geleceğin kolonlarını oluşturan yeni nesli de inşa edip dönüştürecek sistemler geliştirmeli bu alana özel önlemler almalıdır. Yoksa bu ülke ile birlikte bir nesil avucumuzun içinden kayıp gider.

Başımız sağ olsun Türkiye’m!

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Son Tetikçi…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.