a

Büyük Yürüyüş, Küçük Muhalefet…

Son iki yüz yıl içerisinde Batının kuşatılmışlığına bağlı ‘’ öğrenilmiş çaresizliğimizin ‘’ dayatılmasıyla zihin ve ruh dünyamızda öyle travmalar yaşadık ki sürekli bir ümitsizlik ve çaresizlik sendromuna bağlı gelişen düşünce dünyamız, algılarımızda bizden bir şey olmaz kompleksini yarattı.

Zira neyi; ‘’ Tekrarlarsan onu  büyütürsün.’’

Düşündürmeden sürekli tekrarlatılan söylemler zaman içinde ‘’papağan refleksine’’ dönüşür. Üretme ve bir şeyler yapma yerine sadece bir eksiği veya bir hatayı düzeltme çabasıyla geçer yaşam alanınız.

Bize tepeden bakanlar millet olarak bizi öyle çok sınadılar, öyle çok zorladılar ki,  ‘’ sonunda uyuyan bir devi uyandırdılar.’

Elbette bu yaşadıklarımızla, tecrübelerimizle gerçeği göre göre bu anlayışın tuzla buz olmasını, bu sünepeliğin ters yüz  edilmesi sonucunu doğurdu.

Yıllarca başkalarının eline baktık. Son iki yüzyıl içerisinde bir şeyler yapma çabasında olan büyüklerimiz oldu ancak onlarda devleti geliştirmek ve büyütmek yerine kuşatılan bu ülkeyi daha da geriye götürmemek adına elinden gelenin belki en iyisini yapmaya çalıştı. Fakat küçülmenin önüne geçemediler. Son olarak 5 milyon kilometrekare toprak parçasından kala kala elimizde 780 bin km2. kaldı.

Coğrafyamızın getirdiği iç ve dış tehditler nedeniyle ABD’den hava savunma sistemi istedik, vermediler. Vermeyince Rusya’dan S-400 aldık, alamazsın nasıl alırsın dediler. ABD, CAATSA yaptırımları ile tehdit etti.

Bu sayede yıllarca müttefik gördüğümüz ABD ve Batının gerçek yüzünü görme fırsatını yakaladık. Belki her şerde bir hayır vardır inancıyla artık kendimizden başka kimseye güvenemeyeceğimizi öğrendik.

Çünkü devletlerde insanlar gibidir. Yaşadıkları tecrübeler nispetinde olgunlaşır.

Suriye operasyonlarımızla beka mücadelemizi kimseye hesap vermeden gündeme taşıdık. Batı’nın bu coğrafya üzerindeki oyun ve planlarını ters yüz ettik, etmeye devam ediyoruz.

‘’ Kötü komşu ev sahibi yaparmış’’, bu sayede kendi savunma sanayimizi geliştirdik. Kendi milli silahlarımızı ürettik.

ABD ve Batı, paramızla bize silah vermede ruhsal durumları elverdiği ölçüde bize hep şamar oğlanı gibi davranması ve bize hala dayatılan tembihler listesi ile bu çaresizliğimiz karşısında işte tüm bunları yapabilirizi öğretti.

Tolstoy: ‘İnsan bedenini ameliyat için uyutmak, ruhunu ameliyat etmek için uyandırmak gerekir.’’ der.

Yıllarca bize parmak sallayarak terbiye etmeye çalışan ihtiyaç duyduğumuzda sınırlarını kendi belirlediği alanlarda kullanma şartıyla hazır olanı veren Batı, koskoca Osmanlı ardından Türkiye üzerinde ameliyat yapıp uyutarak bizim aslında var olan potansiyelimize erişmememiz için elinden gelen her şeyi yaptı.

Bu millet öyle tecrübeler yaşadı öyle bedeller ödedi ki artık kimseden akıl almaya ihtiyacı kalmadı. Çünkü bize akıl verecek olanın bizden akıllı, devlet tecrübesinin bizden çok daha eski olması gerekiyordu.

Ülke artık kimseye ihtiyaç duymadan her alanda kendini sürekli geliştirirken daha ileriye dönük büyük adımlar atıyoruz.

Artık kendi savunma sanayimiz, kendi yerli otomobilimiz, kendi yazılım sanayimiz ile Cumhuriyetimizin 100.yılını kutladık. Orta çağın sonu yeni çağın başlangıcı olan İstanbul’un fethinin 600.yılı(2053) ve Anadolu’nun ebet müddet Türk yurdu olmasının başlangıcı olan Malazgirt zaferinin 1000.yılı (2071) gibi stratejik derinlik içeren hedeflerimize koşar adımlarla ilerliyoruz.

Üzerinde hep ameliyata, operasyona layık gördükleri, kadavra muamelesi gösterdikleri o devasa organizma uyandı ve ameliyat masasından kalktı artık.

Haysiyetli bir devlet kendi geleceğini kendi tayin eden büyük bir millet olma yolunda daha büyük şeylere cüret edeceğiz.

Edeceğiz etmesine de bizim bir de bu yapılanlara karşı olan yapılanları eleştirip hor gören bir muhalefetimiz olduğunu da unutmayalım.

Muhalefet olmak veya muhalif davranmak illaki her şeyi eleştirerek olmaz, olmamalı. Muhalefet gibi davranmak yapılanların eksik yanları ortaya koyarak, seviyeyi yükselterek, daha iyisini isteyerek, fikir ortaya koyarak olur.

Muhalefetlik, yalanlarla hamaset üreterek değil doğruları sahiplenip haysiyetli davranarak olunur.

Bakın ABD’ye Avrupa ülkelerine içeride birbirlerini yerler, birbirlerine olmadık laflar ederler ancak ulusal mecrada ülkelerine veya ülke iktidarlarına dışarıdan toz kondurmazlar.

İşte muhalefetlik böyle yapılır. Batı’ya ülkenizi şikayet ederek, ülke mallarını boykot ederek, savunma sanayinizi küçümseyerek değil ülke değerlerine sahip çıkılarak muhalefetlik yapılır.

Maalesef gelinen noktada büyük yürüyüşümüzü küçük muhalefetle yapmak zorunda kalıyoruz. Buda geçmişten bugüne bu ülkenin kaderi galiba…

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bir İhanetin Anatomisi: ‘’15 TEMMUZ’’

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.