Bilinç, toplumları geleceğe taşıyan yegâne olgudur.
Her şeye sahip olabilirsiniz ancak bilinç olgunuz gelişmemişse neye hangi statüye sahip olduğunuzun bir önemi yoktur.
Bu zihinsel kazanımı daha da ileriye taşıyacak şeyse eyleme dönüştürme kabiliyetimizdir. Zira eyleme dönüşmeyen bilinç, bilinç değildir.
Belki bilgi, donanım veya beceri gibi sizi daha iyi yerlere taşıyacak kişisel potansiyellere sahip olabilirsiniz ancak eğer bilinçli bir insan bilinçli bir toplum oluşturamamışsanız bunların tek başına bir anlamı yoktur.
Kısaca bu toplumun bir ‘’ zihinsel devrime’’ ihtiyacı olduğuna inananlardanım. Zira şahit olduklarımız yaşadıklarımız bir zihinsel devrime ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.
İşimden fırsat buldukça her yaz tatilimi geçirdiğim Ayvagediği’ne bitişik ancak Çandır mahallesi mücavir alanı içinde olan Örtülü mevkiindeki konutumdan her sabah saat 05.15 gibi kalkar doğu istikametindeki Çandır kale tarafındaki orman içlerine doğru yürüyüş yaparım. Bu günlük tempolu yürüyüş yaklaşık 1,5 saat gibi zaman alırken olabildiğince doğanın kuş ve Ağustos böceği ile melodileşen ortamını dinlemeye o bol oksijenli orman havasını ciğerlerime kadar çekmeye gayret ederim. Bazen sincap bazen ise tavşan ve Tilki ile yollarım kesiştiği olur. Ancak çevreyi kolaçan etmeyi de göz ardı etmem. Ancak yol kenarı ve piknik alanlarında hep şahit olduğum etrafa savrulmuş çöp yığınları her seferinde içimi burkmaya devam eder.
İçildikten sonra sağa sola atılan içki şişelerinin bugünlerde ülkece yaşadıklarımız ciğerlerimizin yandığı gibi bir büyük yangına yol açabileceğini, piknikçilerin yedikleri içtikleri şeylerden arta kalanları sağa sola atarak doğaya ihanet ettiklerinin şuurundalar mı acaba? Bunun şuurundalarsa bu şuurun eyleme dönüşmesindeki bu duyarsızlık neden?
İşte bu şahit olduklarımız ile bu milletin her şeyden önce bir ‘’ şuur dönüşümüne’’ ihtiyacı olduğunu gösteriyor.
Ve ülkemin hemen her bölgesinde çıkan orman yangınlarından kaçamayan kaplumbağanın yanarken çığlığına, piknik sonrası sağa sola atılan cam şişelerinin sebep olduğu düşünüldüğünde şuur sahibi bilinçli bir topluma ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu gözler önüne seriyor. Bu sadece gündemimizde olan orman yangınları olması dolayısıyla lokal bir örnek.
Bilinç eksikliğimizin getirdiği o kadar çok örnek var ki konuşulması gereken. Buna evimizde işyerimizde olduğu gibi sokak ve caddeler içinde çöpün çöp kutusuna atılması gerektiği yönündeki bilinci, sokaklar caddeler otoyollar olunca nedense beceremiyor bencilliğimizin dayanılmaz hafifliğine mağlup oluyoruz.
Hemen hemen her alanda böyleyiz. Trafikte, başkasının hakkını ihlal ederek, fatura kuyruğunda birilerinin önüne geçerek sayabileceğimiz birçok alandaki kişisel bencilliklerimiz ile adına şuur denilen önemli bir kıymeti ayaklarımız altında eziyor, üzerinde tepiniyoruz.
Millet olarak bir an önce bu alanda bir seferberlik ilan etmemiz ailede ebeveynlerimiz, okulda öğretmenlerimiz, sokakta arkadaşlarımız ile her alanda ülke ve millet geleceğimiz için bu alanı ‘’ bilinç ekseni’’ etrafında önceliklendirmemiz gerekiyor.
Elbette yaşam kalitemizde kişisel tercihlerimizin de bir karşılığı var. Ancak kişisel bagajımız kendi bencil, bireyci ve sığ dünyamızda önemli bir yer kaplasa da asıl önemli olanın toplumunuz için milletiniz için devletiniz için ne yaptıklarımız veya ne yapmadıklarımızdır.
Belki şekilde bencil, bireyci düşünmek kendi zihin dünyamızda kendinizce bir karşılık ifade etse de bu bagajımız aidiyet hissettiğimiz toplum için bir karşılık bir değer üretebiliyor mu asıl mesele bu?
Mesele yüklendiğimiz bu yük kendimiz için bir misyon üretirken beraberinde kendi dışımızdakilere, insanlığa bir şeyler ifade edebiliyor mu?
İşte bunun içindir ki ‘’ bireyciliğin’’ gölgesinde bireyci, ‘’ benmerkezci ‘’ düşünmenin ötesinde evrende daha öncelikli bir şeye sahip olmamız gerekiyor.
Sahip olmamız gereken asıl şey bilgi, beceri ve donanımla bezenmiş çöpü poşetleyip çöp konteynırına atan, trafikte başkalarına saygı gösteren, hala kaldıysa eğer fatura kuyruğunda sırasına razı olan doğaya ve toplumuna saygı duyan ‘’ bilinçli toplum’’ inşa etmektir.
Uzmanlar bir çocuğun karakter oluşumunun büyük bölümünün çocuk yaşlarda tamamlandığını söylüyor. Kalan kısmı ise bu yaşlardan sonra okul ve arkadaş gibi çevresel faktörler geliştiriyormuş. Bu yaşları çoktan geçen bizler için dahi yapabileceklerimiz henüz bitmiş değil. Ancak öncelikle bu milletin bireyleri olarak elimizdeki çocuklarımızı bilinçli bir toplum geleceğimiz için işlememiz şekillendirmemiz gerekiyor.
Gelecek özlemlerimiz için bugünün küçüğü yarının büyüğü ülkeyi yönetecek çocuklarımızdan ülke geleceğine ‘’bilinçli bir nesil’’ hazırlamamız gerekiyor.
Bilinç denilen bu olağanüstü olguyu milletimizin geleceği için ilk ve en öncelikle tercih olarak koymalıyız önümüze. Bilinç inşa etmenin kapsayıcı olma özelliği ile bilgi, meziyet ve donanımdan daha önemli ve öncelikli konu olarak bu alanı öncelememiz gerekiyor. ‘’Büyük devlet, ayrıcalıklı bir millet’’ olmanın olmazsa olmaz koşulu olmak için gerekiyor bu.
Zira bilgi ve beceri ile donatılmış ancak şuur katsayısı olmayan bir milletin her bir ferdinin bu meziyetlere sahip olması sürekli kendini önceleyen ‘’narsist’’ bir zihin dünyasıyla toplumuna nasıl bir fayda sağlayabilir ki? Bu kazanımdan yoksun nesil ancak bencil, duygusuz bir yığınlar topluluğundan başka ne oluşturabilir ki?
Misal bir nesle toplum olarak her şeyi vermişsin ancak bilinç inşa edememişsen ancak insana, doğaya, milletine saygısı olmayan bir yığınlar kümesi oluşturabilirsin. İşte onun için çocuklarımızdan başlayarak ahlak, erdem, saygı ve hoşgörü temeline dayalı idealist bilinçli bir nesil inşa ettirmemiz gerekiyor. Ülkesinin sorunlarına kafa yoran, milletinin derdiyle dertlenen bilgi, beceri ile donanmış ‘’ BİLİNÇ’’ sahibi ve bilinci eylemleriyle bütünleştirebilen yüksek bir ideale odaklanmış bilinçli bir kuşaktan bahsediyorum.
Son on yılda ülke olarak olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Savunma sanayi başta sağlık ulaşım güvenlik gibi birçok alanda zihinsel devrim ile önemli dönüşümler yaşıyoruz. Tüm bunlar bilinçli bir topluma gidişin önemli zihin kodları. Ancak bir ülke için sadece bu alanlarda bilinç sahibi olmak zincirin bütüncül halkalarını eksik bırakır. Bu zinciri çevre duyarlılığı ile diğer sosyal alanlarla da güçlendirmek her alana duyarlı homojen bir toplum yapısı içinde ele almamız gerekiyor.
Ülke olarak birçok alanda ileri olabilir, olağanüstü başarılar elde etmiş olabilirsiniz ancak çevreye doğaya duyarlı bilinçli bir toplum inşa edememişseniz ne kadar büyük şeyler inşa ettiğinizi söylemiş olsanız da işin doğrusu gerçekte bir şey inşa etmemiş olduğunuzdur.
SON TREN…
1
Herkes Kendi Yüreğinde Yaşar Mevsimini…
2279 kez okundu
3
Çukurova Hava Limanından Makedonya/Üsküp’e Direkt Uçuşlar Başladı…
726 kez okundu
4
ABD-Türkiye İlişkilerinde Yeni Dönem…
685 kez okundu
5
Hamas Lideri Yahya Sinvar Şehit Edildi
510 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.