a

Algoritokrasi Yüzyılı

Soru şu geleceği  politikacılar mı yoksa Algoritmalar mı  yönetiyor olacak?

Son yıllarda özellikle 2020 yılı salgın süreciyle  birlikte bilim adamlarından bir kavram var ki sıkça duyar olduk.

‘’ Algoritma’’

Yeni bir kavram olarak bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, bunu gerçekleştirmeye dönük işlem basamakları olarak adlandırılıyor.

2020 yılından itibaren gündemimize giren pandemi gerçeği, köhnemiş anlayışları, iflas etmiş siyaseti, beceriksiz yönetimleri  görünür kılarken, işlerin eve taşındığı, internetsiz yaşanamayacağı dönemde acaba tercihlerimizi artık kim yönetecek sorusu çıkıyor karşımıza?

Soru şu geleceği  politikacılar mı yoksa Algoritmalar mı  yönetiyor olacak?

Pandemi sürecinde eve kapanarak dijital dünyayla o kadar çok haşır neşir olurken her şeyi bu sanal alem üzerinden yönetiyor(!) veya ‘’yönetiliyor’’ olduk.

E-ticaret, e-sipariş, e-okul, e-devlet, e-posta, e-karne, e-sınav, vs…

Bu liste uzatılabilir.

Yönetiliyor olduk derken  kastettiğim dijital dünyanın yapı taşları bilgisayarlar ve onların üzerinde çalışıp geliştirilen yazılımlar, hayatımızı yönetmeye başladı.

Algoritmalar denilen bu çoğul süreç artık bizim adımıza karar veriyor, günümüzü yönetiyorlar. Şirketler, kurumlar algoritmaları artık kendi çalışma hayatlarının ve yönetimlerinin birer parçası yapıyor.

Yönetimden  üretime, fiyat belirlemeden, mal ve hizmet kalitesini şekillendirme gibi bir çok amaç için kullanıyorlar.

Hatta müşteri ilişkileri yönetiminden arama motorlarına dek her alanda algoritmalar, yapay zekâ parçacıkları olarak devreye giriyor. Örneğin e-ticarette satın alma süreçlerini, seçim tercihlerini yönlendiriyorlar.

İşin ilginç tarafı kimsenin tercihi olmayan yöneticiler tarafından oluşturulan kurallarla çalışan algoritmaların, yeni bir yönetim anlayışını giderek yaygın hale getiriyor olmasıdır.

E-yönetimin yeni versiyonu olarak karşımıza çıkan bu  ‘’ yapay zeka Ceo’lar’’ kendini iyi yetiştirmiş insan neslinin duygusallık ve vicdan gerçeğiyle yüzleşmeden sırf akıl üzerinden daha iyi yönetim daha iyi üretim hatta daha iyi pazarlama ve müşteri için iyi bir tercih olanağı sunacak  koşulları yönetiyor olacak.

İlk başta çalışanın insan faktörünün olduğu yerde bu yönetim nasıl olacak sorusunun cevabı ‘’ yakasızlar’’ yani robotlar çağına adım attığımız son yıllarda yöneteninde yönetileninde insan olmadığı bir sanayi ve ticari alanda biraz ürpererek neden olmasın diyebiliyoruz.

Çünkü bir bakıma yeni kurallar, bu algoritmaları yazanlar yani ‘’ yapay zeka’’ tarafından oluşturuluyor ve bunlar yeni kanun koyucular halini alıyor.

Bize de artık onların planladığı algoritmik düzene  boyun eğmek düşüyor.

Artık  günümüzde Max Tegmark’ın ‘’Yaşam 3.0:Yapay Zeka Çağında İnsan Olmak’’ ı anlatan yapay zeka bizim kölemiz mi  yoksa efendimiz mi olacak sorusuna cevap niteliği taşıyan kitabı  veya Türkiye’nin ilk dünyanın en etkili 100 kadın Fütüristi arasında gösterilen ‘’ gelecek tasarımcısı’’ Ufuk Tarhan,  T-İnsan kitabında ‘’ İnsanların gelecek kaygısını yenmelerine daha iyi bir gelecek için dönüşmeleri gereğine başarılı ve mutlu olmaları için geleceği insanın kendisinin tasarlaması’’ öngörüsü üzerinden dünyanın yaşadığı bu pandemi  sürecinin ardından köhneleşmiş mevcut liderlik ve yönetim anlayışının kapanacağını ifade ediyor.

Bu durum zamanla  belki de daha öte demokrasiler için her şeyimizi yönetmeye aday  algoritmalar ile birlikte ‘’algoritokrasiye’’ dönüşerek   bir ‘’ algoritokrasi Yüzyılına’’ kapı aralaması da mümkün ve muhtemel gibi görünüyor.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Eshab-ı Kehf Ziyareti’nin Düşündürdükleri…