Yaklaşık bir yıl önce 1 Ekim’de meclisin açıldığı gün MHP Lideri Bahçeli’nin DEM’liler ile tokalaşması ile başlayan ‘’terörsüz Türkiye’’ süreci temkinli iyimserlik yönüyle neredeyse bir yılını devirmek üzere…
Ülke olarak PKK terörünün insan rezervimiz ve ekonomik maliyeti düşünüldüğünde 41 yıldır bu ülkeyi kan gölüne çeviren etnik farklılık gözetmeden ülke insanını inim inim inleten terör örgütünün tasfiye sürecini bekliyoruz.
Zira ülkemiz, dünyada terörün en acımasızını yaşayan tek ülke. Terör örgütlerine dünyada bu kadar çok zayiat veren ikinci bir ülke neredeyse yok.
Ve dünyada, terörle iç içe olup da teröre bu kadar çok alan açan veya açma çabası içinde olan başka bir ülke muhalefeti olduğunu düşünmüyorum.
Dünyada ileri demokraside olsa hiçbir ülke yoktur ki herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı olup da onun siyasal zeminde yaşamasına izin versin veya siyasal zemini zehirlemesine veya enfekte çabalarına alan açsın.
Bunu ana muhalefet perspektifinden özellikle 2023 ve 2024 seçimlerinde somut olarak yaşadık.
On binlerce asker, sivil, hatta kundaktaki bebekleri dahil tam 45 bin insanının ocağına ateş düşüren, ülke içinde neredeyse bitirilmiş, ülke dışında ise eylem yapamaz hale getirilen terörü tamamen ülke gündeminden düşürme gayretiyle bugünlerde milletçe zorlu bir sınavdan geçiyoruz.
Daha düne kadar ‘’terör illegalitesini olağanlaştırma’’ pahasına bundan beslenen muhalefette ki siyasi partiler ve siyasetçilerce ülkece terörsüz Türkiye sürecine yönelik olarak bu büyük kazanımımız karşısında ayak sürüdüğünü kerhen de olsa 2023 ve 2024 seçimlerinde destek aldıkları DEM konsolidasyonunu bir dahaki seçimler için kaybetmemek adına dostlar alışverişte görsün tarzında bu sürece destek verildiğini görüyoruz.
Hatta muhalefetin özellikle ana muhalefet tarafının, cumhur ittifakının ” terörü bitirme” çabasına yönelik DEM parti ile birlikte oluyorlar eleştirileri karşısında ” terörlü Türkiye” zemininde önce Kılıçdaroğlu’nun 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri düzleminde bir yıl sonra ise 2024 yerel seçimlerinde DEM ile ” kent uzlaşısı” adı altında gerçekleştirdikleri kendi işbirliklerini görmezden gelerek iktidarı eleştiri çabası tam bir arsızlık ayrıca tam bir akıl tutulmasıdır.
Geldiğimiz noktada bu gibi söylemlerin veya siyasi beklentilerin dahi terörsüz Türkiye bağlamında ülke geleceğine kazandıracağı büyük fırsat düşünüldüğünde benim açımdan bir önemi yok. Zira önemli olan ülkedeki ‘’terör vesayetini’’ bitirmek, 41 yıldır yaşadığımız terör travmasını bir daha konuşulmamak adına sonsuza dek çöpe atmaktır.
Ancak gelinen noktada her ne kadar terör örgütünün küçük bir gurubu göstermelikte olsa silah yaksa da millet zihninde hala soru işaretleri olduğu, terör örgütünün 2013-2015 aralığındaki barış sürecinde olduğu gibi sürece ihanet edeceği dolayısıyla vatandaş zihninde hala böyle bir duygu-durumun algısının hâkim olduğunu gözlemliyoruz.
Zira şu gerçek ki terör örgütünün peyderpey silah bırakma ritüeli periyodik olarak devam etmediği ve bu samimiyet testi kamuoyuna hissettirilmediği sürece bu duygu-durum projeksiyonunun negatif olarak kamuoyunu meşgul etmeye devam edeceğini ön görebilmek mümkündür.
Üstüne üstlük bir de terör örgütünün ABD’den devlet teşekkülü konusunda umduğunu bulamayan Suriye kolu olan PYD/YPG’nin, Suriye yeni yönetimi ile imzaladığı 10 Mart mutabakatına rağmen önce Suriye’nin Doğu Akdeniz kıyı şehri Laskiye’deki Arap-Alevi toplumu Nusayrileri kışkırtması daha sonra ise Suriye’nin güneyindeki Ürdün ve İsrail sınır bölgesinde olan Dürzilerin yoğun olarak yaşadığı Süveyda şehrinin Dürzi lider Hikmet El Hicri liderliğinde İsrail’in kışkırtması ile karıştırılmaya çalışılması, bekle-gör politikası ile Suriye ordusuna entegrasyonunda ayak diretmesi, İsrail’den medet uman PYD/YPG’den sonra terörün kuluçka merkezi Kandil’in de belki yeni bir umut düşüncesiyle ayak sürümesine, yeni beklentilere kapı araladığı gerçeğini görmek gerekiyor.
Devlet, güvenlik bürokrasisi aracılığı ile ağır giden silah bırakma sürecine bir ültimatomla cevap vermeli Kandil baronları uyarılmalıdır.
Terör örgütü tasfiye sürecini ciddiye alıp silah teslim veya yok etme sürecini kamuoyu önünde devam ettirmediği sürece bu yaz ayında terörsüz Türkiye sürecinin ” Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi” komisyonunca halka anlatılması ” sürecin ilerlediğinin somut olarak yeni silah teslimatlarıyla” devam ettirilmediği sürece halkı ikna sürecinde ve bir sürecin halkça sahiplenilmesinde pozitif bir etki yaratması olası görülmemektedir.
Dolayısıyla kamuoyu, mutlak olarak ikna için temkinli iyimserliğini sonsuza dek zihinlerinden atacak somut bir karşılık görmek isteyecektir.
Zira ikna, zihin berraklığı için somutluğu ve şeffaflığı tercih eder.
Hem Dert Dinliyor Hem de Sahada Terörsüz Türkiye’yi Anlatıyor…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.