a

İslam NATO’su…

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İsrail ziyareti ile aynı zamana denk gelen İslam İş birliği Teşkilatı ve Arap Birliği toplantısı esnasında İsrail, Gazze’nin tamamının  işgali girişimi ile dünyaya şu mesajı veriyordu.

‘’ABD yanımda ve sizin ne düşündüğünüzün bir kıymeti harbiyesi olmadığı gibi size ve tüm dünyaya rağmen her istediğimi yaparım’’ diyordu.

Gerçi İİT ve Arap Birliği toplantısı sonuç bildirgesinden bizleri  şaşırtacak ete kemiğe bürünmüş elle tutulur somut bir şey çıkmadığı gibi kınama ve temennilerden öteye gidemedi.

Türkiye ve Pakistan dışında ‘’ekonomik abluka’’ ve ‘’güvenlik iş birliği’’ gibi somut önerilerle gelen bir İslam ülkesi neredeyse yok.

Türkiye’nin bu güçlü çıkışının nedeni ‘’ başkasının eli ve güdümüyle kurulmuş bir devlet olmaması, süregelen devlet geleneği ile kendi göbeğini kendisinin kesmesi ve 2200 yıllık resmi tarihi ile geçmişten bugüne 16 devlet kurma refleksi ile kendi devletlerini kendisinin kurma iradesidir.’’

Peki Arap ülkeleri öylemdir. Bugün Arap coğrafyasındaki ülkelerin 100 yıllık geçmişine bakıldığında geçmişlerinde ‘’ İngiliz eliyle kurulan’’ bugün ise ‘’ ABD eliyle korunan’’ yönetimin alt mirasçılarına miras yoluyla geçtiği, devrilmesi geçmişte İngiliz’in bugün ise ABD’nin iki dudağının arasında olduğu kabile devletler kümesi olduğunu görürsünüz.

ABD ve İsrail arasındaki illiyet bağının  yani kimin kimi kontrol ettiği belli olmayan, hani yumurta mı tavuktan çıktı yoksa tavuk mu yumurtadan çıktı paradoksunun olduğu bir düzlemde İsrail ne yaparsa yapsın devlet olarak ABD’nin koşulsuz savunduğu AB’nin sesini çıkartmadığı bir ülke iseniz ne BM nede BMGK’nin uyarı ve kararlarını dikkate alırsınız ne de yayılmacı politikanıza mesafe koyar, ara verirsiniz.

İsrail’in, 7 Ekim 2023’ten sonra başlattığı Gazze işgali esnasında bölge Arap devletlerinin homurdanması karşısında Netanyahu’nun ‘’ oturun oturduğunuz yerde sonra koltuğunuzdan olursunuz’’ tehtidi  silah ve diplomatik gücünü AB ve özellikle ABD’den alan olağanüstü özgüvenin bir projeksiyonudur.

İsrail denilen terör devleti, kurulduğu 15 Mayıs 1948’den bugüne gasp ederek yıldırarak sürgün ederek sürdürdüğü yayılmacı politikasını ‘’güvenlik doktrinini’’  kendini savunma kılıfı adına etrafındaki devletleri etkisizleştirip sonrasında ise  işgal ederek yok etmek üzerinden şekillendirmiştir.

Ancak zaman içinde anlaşıldı ki bu doktrin aslında Ortadoğu coğrafyasında toprak genişletmeye dönük yayılmacılığın bir kılıf olarak kullanılan  ‘’ teo-politik’’ eksen üzerinden ‘’arz-ı mevud’’ yani vaat edilmiş topraklar ideali olduğu artık su katılmamış bir gerçek olarak karşımıza çıktı.

Gazze’yi yerle bir edip Batı Şeria dolayısıyla Filistin’i yuttuktan sonra sıranın Lübnan, Suriye, İran derken en son ABD’nin en büyük üssünün bulunduğu Katar’a saldıran İsrail, bundan sonrası için bu coğrafyada ki hangi ülke İsrail saldırmazlığından emin olabilir ki?

Bir sonraki sıranın Mısır başta Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn veya Kuveyt olabileceği ortada iken bu devletlerin hangileri güvenliklerinden emin olabilir ki?

Elbette ekonomisinden askeri gücüne, nüfusa dayalı demografik yapısından savaşçı bir millet olma fıtratıyla kısaca her boyutuyla Türkiye karşısında bir hiç olan İsrail, Türkiye karşısında belki ABD himayesiyle  Türkiye’ye meydan okuma cüretini gösterebilir.

Gelinen noktada Türkiye’nin de aralarında olduğu Afrika’sından Asya’sına Ortadoğu’sundan Kafkasya’sına dünya enerji rezervinin; petrol, hidrokarbon ve doğal gaz rezervinin yüzde 65’ini elinde tutan 2 milyar nüfusu ile küresel ölçekte ABD başta Avrupa ve İsrail gibi çıkar odaklı düşünen bu sömürgeci devletlere karşı elinde tuttukları ”enerji kartını” kullanarak bir yaptırım gücü uygulayabilecek yetkinliğe sahip 57 İslam ülkesi ” Kuzey Atlantik Savunma Paktı” yani Batı NATO’su gibi  bir ” güvenlik mimarisi’‘ inşa ederek bir İslam NATO’su kurarsa hem ABD, İsrail ve Avrupa hem de ileride doğabilmesi muhtemel Rusya ve Çin tehdidi karşısında bir caydırıcılık gücü kazanabilir.

Hep söylerim İsrail gibi terör devletleri ancak ve ancak ”güçten” anlar. Ancak güç ile mücadele ederseniz  İsrail gibi kişiliksiz ve soysuz devletleri bloke edebilir, boynuna tasmayı geçirir, dizginleyebilirsiniz.

Yoksa İsrail gibi Ortadoğu da ipini koparmış kuduz köpek misali sağa sola saldıran bu terör devletine, güçle onun anlayacağı tarzdan zorbaca davranarak haddini bildirilmediğiniz sürece kan ve gözyaşı hiç kurumayan bu mazlum coğrafyaya ne barış gelir ne de huzur.

Bu saatten sonra tek yapılacak şey, batının eliyle inşa edilmiş bazı bölge devletlerin bir güvenlik şemsiyesi altında koltuklarını riske etme pahasına halklarının huzur ve güvenliği için birleşmesi, sağa sola salya akıtan kuduz köpek İsrail azgınlığına karşı, ABD ve Batı’ya hatta Rusya ve Çin’e  rağmen bir güç birliği bir ‘’ İslam NATO’su’’ yani ” İslam Devletleri Savunma Paktı/İslamic Countries Treaty Organization”  kısaltılmış adıyla ” İCTO” gibi bir güvenlik organizasyonu inşa edilmesidir.

 

 

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Pirana’nın Çığlıkları…

HIZLI YORUM YAP